O koku şimdi bilim dünyasının gündeminde, ama küçük bir farkla. Depresyonda işe yaradığı gösterilen lavanta koklanmıyor, yutuluyor. Almanya’da eczaneden ruhsatlı ilaç olarak alınan bir kapsül bu. Ağustosta yayımlanan yeni bir analiz, bu kapsülün depresyonda yaygın bir antidepresanla yan yana durabildiğini gösterdi.
“Yağ ve ruh sağlığı” denince aklımıza tek bir şey geliyor ama aslında üç ayrı hikâye var: Kokladığımız yağlar, yuttuğumuz yağlar ve yediğimiz yağlar. Kanıtın gücü de bu sırayla değişiyor.

LAVANTA ANTİDEPRESANA KARŞI
Almanya ve Polonya’da hafif veya orta şiddette depresyonu olan 498 hasta üç gruba ayrıldı. Bir grup her sabah 80 mg lavanta yağı kapsülü aldı, bir grup en sık kullanılan antidepresanlardan sertralini, üçüncü grup ise plasebo. Ne hastalar ne de doktorlar kimin hangi tedaviyi aldığını biliyordu.
Sekiz hafta sonunda hem lavanta hem antidepresan plaseboyu geçti ve ikisinin sonuçları birbirine çok yakındı. Tedaviye yanıt verenlerin oranı lavantada yüzde 53.5, antidepresanda yüzde 54, plaseboda yüzde 41.5 oldu. Yeni analiz ayrıntıya indi. Lavanta, depresyonun dokuz belirtisinden beşinde fark yarattı ve en belirgin etkiyi depresyonun çekirdeğinde gösterdi: Üzüntü, bitkinlik ve odaklanamama.
Peki bir çiçek yağı bunu nasıl yapıyor? Lavantanın ana bileşenleri linalool ve linalil asetat. Hayvan çalışmaları, bu yağın sinir hücrelerinin yeni bağlantılar kurmasını desteklediğini ve beyinde serotonin ile dopamin düzeylerini artırdığını gösteriyor. Bu, antidepresan ilaçların ortak yoluna şaşırtıcı derecede benziyor.

İlginç bir ayrıntı daha var: Lavanta kapsülü, sakinleştirici ilaçlar gibi uyku yapmıyor. Bağımlılık potansiyelini test eden bir çalışmada da böyle bir etki bulunmadı.






