İrfan Donat
Et yiyemiyoruz, çok pahalı. Proteini bitkisel kaynaklardan alalım deyince de manzara şu: 1990’larda kişi başı 20 kilo bakliyat tüketiyorduk, bugün 13 kilogramdayız. Bu sürede dünya yüzde 57 daha fazla bakliyat üretmeye başladı, bizde yüzde 33 düşüş var.
Dünyada gıda tüketim trendi hızla değişiyor. En son ABD’nin besin piramidini ters yüz etmesiyle birlikte gözler yeniden protein kaynaklarına çevrildi.
Her ne kadar ABD’nin yeni besin piramidinde proteinler daha çok hayvansal mamullerle ön plana çıkarılsa da baklagillerin bitkisel proteinler açısından mükemmel bir besin kaynağı olduğu herkesin malumu. Ve tarım ülkesi Türkiye’de ekonomik şartların da etkisiyle protein tüketiminde beklenen artışların yaşanmadığını görüyoruz. Tam aksine gerileme bile söz konusu.
Kırmızı et tarafındaki gelişmeleri önceki haftalarda yazdık. Arz yetersiz, alım gücündeki zayıflığın etkisiyle talep düşük. Buna rağmen artan fiyatlar ithalatla kontrol altında tutulmaya çalışılıyor. Sektör paydaşları kişi başı kırmızı et tüketiminin 10 kilogramın altına indiğini söylüyor. Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’de balık tüketimi kişi başına 6-7 kilogram ile sınırlı kalıyor. Kanatlı eti tarafında durum görece daha iyi gözüküyor. Her ne kadar resmi veriler kendi içinde uyumsuzluk gösterse de kişi başı yıllık kanatlı eti tüketimi 25 kilogram seviyesinde telaffuz ediliyor.
Hatırı sayılır bir açığımız var
Dolayısıyla Türkiye’de kişi başı yıllık toplam et tüketimi en iyimser tahminlere göre 45-46 kilogram seviyelerinde. Buna karşın komşumuz Yunanistan’da 79 kg, Rusya’da 82 kg, Polonya’da 82 kg, İtalya’da 74 kg, İspanya’da 105 kg, Fransa’da 85 kg’yi buluyor. ABD’de 120 kg’yi aşan et tüketimi, Brezilya’da 98 kg, Arjantin’de 113 kg’yi aşıyor.






