Bu yıl çiftçinin başına gelmeyen kalmadı. Önce zirai don sonra kuraklık vurdu. Maliyetler arttı, üretici fiyatları baskılandı. İthalat tam gaz sürdü. Sektör rekor seviyede küçüldü. 2025’teki risklerin önemli bir kısmı 2026’ya devroluyor.
Tarım ve gıda sektörü açısından oldukça tartışmalı bir 2025 yılını geride bırakıyoruz. Deyim yerindeyse çiftçinin başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmedi. Tabii bu durumdan tüketici de nasibini aldı.
Bir yandan olumsuz iklim koşulları üretimi sekteye uğratırken, diğer yandan artan girdi maliyetleri üreticileri mağdur etti. Arz-talep-fiyat dengesinin bozulduğu bu yıl çare yine ithalatta arandı. Tahmin edileceği üzere ithalat da yaraya merhem olmadı. Gıdanın niceliği ve fiyatı kadar niteliği de çokça tartışma yarattı.
Birkaç cümlede özetlediğimiz bu gelişmeler ışığında gözler haliyle yeni yıla çevrildi. Üreticisinden tüketicisine kadar herkes haklı olarak 2026’ta tarım ve gıda sektörünü nasıl bir yılın beklediğini merak ediyor.
Sektörü zorlayan iki hastalık: Şap ve kuş gribi
Bu merakı giderebilmek için filmi bir yıl geriye sarıp afetlerle anılan 2025’te öne çıkan gelişmelerin sektörde yarattığı hasarı ve etkiyi doğru analiz etmekte fayda var.
Bu yıl Türkiye’nin yaşamadığı doğa afeti kalmadı.
Türkiye’nin 65 ilini zirai don vurdu. Tarihin en büyük zirai donu olarak kayıtlara geçen afet, 16 çeşit meyveyi vurdu. Üreticiler ciddi kayıplar yaşarken, meyve başta olmak üzere pek çok üründe yıl boyu fiyatlar el yaktı.
Zirai don ile ilgili TBMM’de Araştırma Komisyonu kuruldu. Tarım ve Orman Bakanlığı, çiftçi kayıt sisteminde olan ancak tarım sigortası bulunmayan ve zirai dondan olumsuz etkilenen üreticilere yaklaşık 23 milyar TL ödeme yapıldığını açıkladı.
Bitkisel üretimde olumsuz iklim koşullarının yarattığı hasarla birlikte hayvancılık tarafında ise şap hastalığı sektörü vurdu. Kurban Bayramı döneminde hayvan trafiğinin artması sonucu tüm Türkiye’ye yayılan şap hastalığı kontrolden çıkınca tüm hayvan pazarları kapatıldı. Şap hastalığı özellikle büyükbaş hayvancılıkta hem yüz binlerce hayvanın kaybına neden oldu hem de et ve süt veriminde ciddi kayıplar yarattı.
Bakanlık aylar sonra şap hastalığının kontrol altına alındığını açıkladı ancak salgının sektörde yarattığı ekonomik kayba ilişkin resmi bir bilgi ya da veri paylaşılmadı.
Şapın da etkisiyle son dönemde karkas et fiyatlarındaki artış sonucu Et ve Süt Kurumu piyasaya müdahale etti. İstanbul ve Ankara’da anlaşmalı zincir marketlerde ithal dana kıyma ve dana kuşbaşı fiyatlarının 1 Ocak 2026’ya kadar sabitlendiği duyuruldu.
Geçen yıl kanatlı sektörünü zora sokan kuş gribi salgını, bu yılın ağustos ayında Afyon’da yeniden ortaya çıktı. Bu yılki kuş gribi salgınında 2.4 milyon hayvanın itlaf edildiği tahmin ediliyor. Sektör temsilcileri kuş gribinin kontrol altına alındığı yönünde açıklamalar yaparken yumurta fiyatlarında yıl boyu dalgalanmalar yaşandı. Hatta içerideki fiyatları baskılamak adına ihracata önce kısıtlama ardından kademeli olarak fon uygulaması getirildi.
Tüm bu gelişmeler ışığında hayvancılık tarafında maliyet ve fiyat tartışmaları yıl boyu sürdü. Çiğ süt üretim maliyetlerinin artmasına karşın baskılanan üretici satış fiyatları anaç hayvanların bu yıl da kesime gitmesini engelleyemedi. Besicilik tarafında ise arzın daralması sonucu canlı hayvan ve karkas et ithalatı artarak devam etti.





