Fikri Türkel: Antep fıstığının geleceği!

0
335

Türkiye’nin fındık, kayısı, kuru üzüm gibi küresel pazarda iddialı olduğu ürünlerden biri de Antep fıstığıdır. Türkiye’de Antep fıstığı ekim alanları artıyor, yeni türler ve ağaç ıslahı ile birlikte her yıl daha fazla üretim hasat ediliyor. Antep fıstığı ile birlikte Gaziantep Baklavasının yaygınlaşması da paralel bir seyir izliyor. Bu güzel bir gelişme… Ama gelin etrafımıza ve dünyaya bir bakalım.

Geçen hafta bir haber okudum:

“6 veya 8 yıl içinde İspanya, büyük uluslararası zincirlere Antep fıstığı tedarik etme kapasitesine sahip olacak”.

Bu yazıyı yazmama bu haber sebep oldu. Haberde ek bilgiler de var. Antep fıstığı üretimine ayrılan alan İspanya’da artmaya devam ediyor. Tarım, Balıkçılık ve Gıda Bakanlığı tarafından geçen yıl paylaşılan yüzey ve üretim ilerlemelerine göre, alan bir önceki yıla göre neredeyse yüzde 15 artarak 2021’de 61.231 hektardan 2022’de neredeyse 70.300’e yükseldi.

Türkiye de yeni vizyon geliştirmeli!

Bunu okuyunca, dünyanın başka ülkelerdeki fıstık üretimi aklıma geldi. Eğer dünyanın pek çok ülkesinde, Antep Fıstığı üretimi artıyorsa, Türkiye’nin de bu konuda yeni bir vizyon geliştirmesi gerekiyor. Sadece baklavada kullanmak ve kuruyemiş olarak satmak, gelecek vizyonumuz için yeterli değildir.

Hepimiz çok iyi biliyoruz ki bir zamanlar Türkiye, dünya fındık üretiminde yüzde 80 pazar payına sahipti. Şimdi yüzde 60’lara inmiş durumda. Gürcistan, Amerika, Azerbaycan, İtalya, Bulgaristan ve Çin yeni fındık ekim alanlarına başladı. Fındıkta gelecek stratejimizi de gözden geçirmemiz gerekiyor.

Tarihte Antep Fıstığı

Ama önce Antep Fıstığı… Tarihten fıstık gibi anılarla başlayalım:

İran’ın ünlü şairi Firdevsi, destansı bir şiir olan Şehname’de birkaç kere Antep fıstığından bahsediyor. Hatta dönemin İran Şahı Cemşid’in düğününde servis edilen yiyecekler arasında Antep fıstığı da varmış.

Ortadoğu ve Asya’nın pek çok nimetini ve özelliğini batıya taşıyan Marco Polo, İtalya’ya getirdiği ürün ve tarifler arasında Antep Fıstığı da bulunuyordu.

Napolyon Bonapart, Antep fıstığının kendisine güç ve cesaret verdiğine inandığı söylerdi ve savaş öncesi mutlaka yanında bulundururdu.

Antep Fıstığı ile ilgili dünyadan bir haber daha vereyim: İran fıstık ihracatından yılda 360 milyon doların üzerinde gelir elde ediyor.

Tarihin ünlülerinin ilgisinin ötesinde Antep fıstığına talep gelmeye başladı.

Aslında, Antep fıstığı ilk olarak 19. yüzyılda İspanya’ya tanıtıldı. Endülüs’ün güney bölgesinde dikimleri yapıldı; ancak sıcak, kurak iklim nedeniyle mahsul yeterli verime ulaşamadı.

1970’lerde ise Antep fıstığı Castilla-La Mancha’nın orta bölgesine deneme üretimi oldu. Bu bölgedeki iklim Antep fıstığı için daha elverişli oldu ve mahsulün popülaritesi artmaya başladı.

2000’li yıllarda İspanya’da fıstık tarımı yeni bir ivme kazandı. Son yıllarda çikolata, pasta ve farklı ürünlerde kullanımı için talep artınca, her ülke gözünü bu ürüne dikti.

ABD, İran’dan sonra Antep fıstığı üretiminde ikinci sırada

Antep fıstığının Amerika macerası ise daha ilginç bir seyir izledi.

İlk antep fıstığı 1800’lerin başında Orta Doğu’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne getirildi. Kaliforniya’da ekildiler ve ilk ticari mahsul 1862’de hasat edildi. ABD’de fıstık üretimi ilk başta yavaş büyüdü, ancak 100 yıl önce fıstığa ilgi artmaya başladı.

Bu, Kaliforniya iklimine daha uygun yeni fıstık ağaçları çeşitlerinin geliştirilmesi ve yetiştiricilerin daha önce çok kuru olan alanlarda Antep fıstığı üretimine izin veren sulama sistemlerinin tanıtılması da dahil olmak üzere bir dizi faktörden kaynaklanıyordu. Ancak bu etkinin ardında, 1915 Tehciri ile Antep’ten giden Ermenilerin önemli bir katkısı olduğunu unutmayalım. Yani şu anda Kaliforniya’daki fıstık cinsleri, Güneydoğu’dan götürülenlerdendir.

Şu anda Amerika, fıstık üretiminde İran’dan sonra dünyada ikinci sırada. Her ne kadar bizim kadar ağacı ve ekim alanı olmasına karşılık, ağaç başına verimi daha fazla olduğu için daha fazla gelir elde ediyor. Bir de hasat sırasında yaptığımız hatalar sebebiyle, Türkiye’de bir yıl bol, bir yıl kesat bir sezon yaşanıyor.

İlginç bir gelişme de, Amerika’da Kaliforniya dışında Arizona, New Mexico ve Teksas eyaletleri de yeni ekim alanları oluşturdu.

Fıstık piyasasının yeni oyuncuları!

Artık fıstık üretimine yeni oyuncular da katıldı: Yunanistan, Çin ve Avustralya gibi…

Suriye, Antep fıstığı üretiminde dünyada üçüncü ülke durumunda. Biz “Antep Fıstığı” diyoruz ama asıl isminin “Şam Fıstığı” olduğunu unutmayalım. İngilizce’deki karşılığı “pistachios”. Siirt Fıstığı, İran fıstığı da var. Ancak, Antep fıstığının lezzeti, rengi ve görünüşüyle baskın bir yönü olduğu ayrı bir gerçek. Suriye, savaş sebebiyle, son yıllarda dış ticaretinde sorunlar yaşıyor. Yine de uzun vadede önemli bir oyuncu olmaya devam edeceği öngörülüyor.

BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO),  dünyada ekilen fıstık ağaçlarının sayısının son beş yılda ortalama yüzde 3 arttığını bildiriyor. Türkiye’de bu oran yüzde 5 yeni fidan dikimi olarak gerçekleşti. En fazla ağaç dikimi yapan ilk beş ülke ise ABD, İran, Türkiye, Suriye ve Yunanistan…

Türkiye, sadece yeni ekim alanları oluşturmakla kalmıyor. Halk arasında çitlembik, menengiç ağaçları olarak bilinen yabani fıstık ağaçlarını da aşılama konusunda hızlı bir süreç yaşanıyor. Tarım Bakanlığı ve AB de yabani fıstık ağaçlarının aşılanması için destek veriyor.

 

Milyonlarca yabani fıstık ağacı var

Türkiye’de en fazla Antep Fıstığı, Şanlıurfa’da sonra Gaziantep’te yetiştiriliyor. Siirt de önemli bir fıstık üreticisi merkezlerdendir. Güneydoğu’daki illerin dışında Manisa ilçelerinde yabani fıstık ağaçlarının aşılanması ve ıslahı ile önemli bir adım attı. Türkiye’de milyonlarca yabani fıstık ağacı olduğu tahmin ediliyor.

Dünyadaki gelişmelere yani talep ve dikim alanlarının genişlemesine bakılacak olursa, Türkiye’nin bu adımı anlamlıdır.

Kayısıda, Sultaniye üzümde, fındıkta güçlü üreticiyiz ama rekabetimiz aynı güçlü konumunu devam ettiremiyor. Öyleyse, bu ürünlerde ve Antep fıstığında yeni bir strateji belirlemeliyiz. Aslında her tarım ürünü için yeni bir strateji geliştirmeliyiz. Dünya artık küçük bir köy haline geldi ve tarım alanında rekabet kızışıyor.

Antep fıstığı müthiş bir meyve. Lezzeti, rengi, besleyici yönünün üstünlüğünün yanı sıra sağlık açısından tıbbi faydaları da saymakla bitmiyor.

Fıstık, en güzel baklavaya yakışıyor ama kişisel bakımdan gıda takviyelerine, pasta ve keklerden şekerlemelere yeni kullanım alanlarında da fıstık talebi oluşturmalıyız.

Fıstığın kullanım alanları

İşte gelecekte tercih edilmeye başlanacak kullanım alanlarından bazıları:

. Fonksiyonel gıdalar: Antep fıstığı protein, lif ve sağlıklı yağlar gibi iyi bir besin kaynağıdır. Ayrıca kalorileri ve yağları düşüktür. Bu, onları temel beslenmenin ötesinde sağlık yararları sağlayan gıdalar olan fonksiyonel gıdalar arayan insanlar için iyi bir seçim haline getirir.

. Sürdürülebilir tarım: Antep fıstığı ağaçları sürdürülebilir bir üründür. Badem gibi diğer mahsullerden daha az suya ihtiyaç duyarlar. Ayrıca zararlılara ve hastalıklara karşı dayanıklıdırlar. Bu da onları sürdürülebilir bir şekilde mahsul yetiştirmek isteyen çiftçiler için iyi bir seçim haline getiriyor.

. İklim dostu tarım: Antep fıstığı ağaçları iklim dostu bir üründür. Sıcak ve kuru iklimler de dahil olmak üzere çeşitli iklimlerde büyüyebilirler. Bu da onları değişen iklimde mahsul yetiştirmek isteyen çiftçiler için iyi bir seçim haline getiriyor.

Genel olarak, Antep fıstığı sunacak çok şeyi olan çok yönlü ve sağlıklı bir besindir. Gelecekte daha da fazla alanda kullanılması muhtemeldir. Örneğin Antep fıstığı bitki bazlı gıdalarda protein kaynağı olarak kullanılabilir. Kalp sağlığını veya bilişsel işlevi iyileştirmek için tasarlanmış olanlar gibi fonksiyonel gıdalarda bir bileşen olarak da kullanılabilirler.

 

Türkiye, üçüncü büyük Antep fıstığı üreticisi

Türkiye şu anda ABD ve İran’dan sonra dünyanın en büyük üçüncü Antep fıstığı üreticisidir. Ancak dünyanın en büyük Antep fıstığı üreticisi olma potansiyeline sahiptir. Fıstık yetiştiriciliği için elverişli bir iklime sahiptir ve aynı zamanda önemli bir fıstık fidan üreticisidir.

Geçenlerde bir baklava markasının sahibi ile sohbet ediyorduk. Bir kutu baklavanın fiyatının 500 lira olduğunu görünce, “Bunu nasıl satıyorsunuz?” diye hayretimi belirttim. O gayet rahat, “Bunları senin için değil turistler için üretiyoruz. Onlar için 30 dolar, büyük para değil”. Susmakla yetindim.

Var yılı ve yok yılına göre üretim miktarından kaynaklanan etkinin yanı sıra enflasyon etkisiyle de fiyat istikrarsızlığı oluşuyor. Baklava fiyatlarının nereye çıkacağını siz tahmin edin. Mesele sadece baklava fiyatı da değil. Talep geldikçe fiyatı artırmak sürdürülebilir bir marka stratejisi olamaz.

Gaziantep’in önde gelen isimlerinden biri de özel sohbetimizde şunu söylemişti:

“Baklava ve fıstığın önü açık, çok ileri bir noktalara gidecek!”

Küresel bir markalama stratejisi olmalı!

Bir strateji olmazsa, bana göre çok ileri gitmez. Baklava ile ilgili küresel bir markalama çalışması yürütülmelidir. Baklavayı ayrı bir yazıda değerlendirmek lazım.

Antep fıstığı üretimi ile birlikte baklava konusunu da sürdürülebilir bir konuma taşımak için izlenebilecek bazı stratejiler şunlar olmalıdır:

. Sürdürülebilir tarım uygulamalarına geçmek ve sulama sistemleri ile verimliliğini artırmak. Bu damlama sulama veya mikro sulama sistemleri kullanılarak yapılabilir. Bu sistemler suyu doğrudan bitkilerin köklerine iletir ve bu da su israfını azaltmaya yardımcı olur.

. Daha verimli hasat ve işleme yöntemleri tercih edilmeli. Bu, israfı en aza indirmek için tasarlanmış makineler kullanılarak yapılabilir. Böylece var yılı, yok yılı verim dengesizliği azaltılmalı.

. Zararlılara ve hastalıklara karşı daha dirençli yeni yer fıstığı çeşitlerine yönelik araştırma ve geliştirmeyi desteklenmeli. Sağlık yönüyle ilgili bilimsel makaleler yayınlanmalı.  Çevreye zarar verebilecek pestisitlerin kullanımı azaltılmalı.

. Tüketicileri sürdürülebilir gıda üretiminin önemi konusunda eğitmek ve  “Antep Fıstığı” algısını yüksek tutmak. Bu, sürdürülebilir ürünlere yönelik bir talep yaratılmasına yardımcı olacak ve bu da üreticileri daha sürdürülebilir uygulamaları benimsemeye teşvik edecektir.

Geleneksel ve çalakalem usullerle küresel rekabet olmaz. Yukarıdaki stratejileri takip etmek, fıstık üretimi ve baklava üretiminin uzun vadede sürdürülebilir olmasını sağlamaya yardımcı olabilir.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz