Fatih Özatay: Üçer aylık enflasyon hedefleri/tahminleri

Seçim sonrasında ekonomi politikasında makule dönülmesi halinde para politikasının nasıl şekillenebileceği (ya da şekillenmesi gerektiği) üzerinde durmak istiyorum bugün. Bu çerçevede, ‘üç aylık enflasyon hedefleri’ konulacağına dair son zamanlarda dile getirilen açıklamaları ele alacağım. Kastedilen, tam olarak enflasyon hedefi mi yoksa enflasyon tahmini mi çok açık değil. Açık olmasa da para politikası açısından benzer etkileri olacağı için, böyle bir açıklamanın sakıncalarını ve yararlarını tartışmak gerekiyor.

Para politikasının karşılaşabileceği temel bir sorun var. Sorun, resmi tüketici enflasyon verilerinde seçim sonrasında geriye dönük güncelleme yapılması halinde ortaya çıkacak. Millet İttifakı’nın ekonomi programı makule dönüşü vaat ediyor. Öte yandan, bu ittifakın ekonomi kurmaylarının TÜİK’in tüketici enflasyonunun gerçeği yansıtmadığı hakkında açıklamaları var. Demek ki, bu ittifak işbaşına gelirse, geçmiş enflasyon değerlerinin yukarıya doğru güncellenmesi ihtimali söz konusu. TÜİK, Nisan ayı yıllık tüketici enflasyonunu yüzde 43.7 olarak açıkladı. Sadece İstanbul için geçerli olan İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) Ücretliler Geçinme Endeksi ise Nisan ayı için yüzde 62.5 düzeyinde bir enflasyona işaret ediyor. Her iki endeksle ölçülen enflasyon değerleri geçmişte beraber hareket ediyorlardı. 2021 sonlarından itibaren belirgin biçimde ayrıştılar oysa. Enflasyonu çok daha yüksek ölçen çalışmalar da var. İTO enflasyonu üzerinden gitsek bile en az 20 puanlık bir güncellemenin söz konusu olacağı ortaya çıkıyor. Haziranda yeni yönetimim işbaşına geleceğini kabul edelim. Bu durumda Mayıs enflasyonu biliniyor olacak; güncelleme sonrası yüzde 65 olacağını düşünelim.

TCMB’nin faizi bu düzeye yaklaştırması gerekiyor mu? Elbette hayır. Zira herhangi bir ayın enflasyonunu yaratan geçmiş dinamikler. Geçmişi değiştirmek mümkün değil. Oysa makule dönüş programı ile enflasyonun belirgin biçimde düşmesi beklenir. Bu durumda, ekonomik birimleri ikna etmek kaydıyla, enflasyonun ileride alacağı değer hakkındaki tahmine ve o tahminin hedef ile ne ölçüde uyumlu olduğuna göre faizi belirlemek gerekir. Diyelim ki on iki ay sonrası için hedeflediğiniz enflasyon yüzde 30. Bu durumda politika faizini yüzde 35 mi yapacak TCMB? Her ne kadar geçmişin koşullarını da yansıtsa, gerçekleşen enflasyonun yüzde 65 olduğu bir ülkede, TCMB’nin politika faizini yüzde 35 civarında belirlemesi bir risk olur. Çünkü makule dönüş programının başarılı olmasının ön koşulu, güveni artırması ve risk primini düşürmesi. Gerçekleşen enflasyon ile politika faizi arasında bu kadar fark olursa, son iki yılda yaşananlar da dikkate alındığında, “hani makule dönülüyordu?” sorusu yaygın olarak dile getirilmeye başlanabilir. Bu durumda, enflasyonun ana belirleyicisi olan döviz kuru, hedeflenen enflasyon ile uyumlu bir patikaya girmeyebilir; enflasyondaki düşüş sınırlı kalabilir. Yaklaşan yerel seçimler dikkate alındığında, makule dönüş programının sorgulanmasına ve dolayısıyla uygulanmasında tereddütlere yol açabilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Çok Okunanlar

Benzer Haberler
KAÇIRMA

Türk-İş açıkladı… Yoksulluk sınırı 50 bin lirayı aştı! Bekâr bir çalışanın aylık ‘yaşama maliyeti’ yeni asgari ücretin üstünde

TÜRK-İŞ'in şubat ayına ilişkin açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasına...

Hakan Yüksel: Tarımda yüksek teknoloji ve makineleşme!

Tarım sektörü, gıda güvenliği, kırsal kalkınma ve çevre gibi...

İdil Çimrin: Çay saatine lezzet katın

İdilika'nın Mutfağı'nda bugün nefis çay saati lezzetleri var... Bugünlük...

Ziraat Bankası’nda usulsüzlük zinciri: Ziraat yöneticisinden kendi şirketine kredi

Ziraat Katılım Bankası Yönetim Kurulu Başkan Vekili Fikrettin Aksu’nun,...