İklim değişikliği gıda şirketleri için tarımsal ham maddeye erişimi stratejik bir iş riskine dönüştürürken, ETİ çözümü tarlada arıyor. 20 yılı aşkın ıslah ve Ar-Ge çalışmasının ürünü Kanatlı Buğdayı, kurağa toleransı, yüksek verim potansiyeli ve bisküvilik kalitesiyle hem çiftçinin gelirini hem de şirketin tedarik zincirini güçlendirmeyi hedefliyor. İlk tohumluk hasadında dekarda 563 kilogram verime ulaşan ETİ, şimdi Kanatlı buğdayını sözleşmeli tarım modeliyle yaygınlaştırmaya hazırlanıyor.
Bir bisküvinin hikâyesi fabrikada değil, tarlada başlıyor. Buğdayın yetişebilmesi için yağmura, doğru sıcaklığa, sağlıklı toprağa ve üretmeye devam edebilen bir çiftçiye ihtiyaç var. Bu zincirin herhangi bir halkası kırıldığında sorun, yalnızca tarımın değil, gıda sanayisinin de sorunu haline geliyor.
İklim değişikliği bu yüzden gıda şirketlerinin tedarik zincirini yeniden tanımlıyor. Doğru ham maddeyi doğru fiyata satın almak kadar, o ham maddenin beş, on, yirmi yıl sonra da üretilebilmesini güvence altına almak önem kazanıyor.
ETİ’nin Kanatlı Buğdayı hikâyesi bu dönüşümün bir örneği. 2004 yılında Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından başlayan ıslah çalışmalarına ETİ, 2016 yılında TÜBİTAK ve TAGEM iş birliğindeki bisküvilik buğday geliştirme projesiyle dahil oldu. Amaç, Türkiye’de ağırlıklı olarak ekmeklik ve makarnalık buğday üzerine kurulu ıslah çalışmalarının ötesine geçerek, bisküvi üretiminin ihtiyaç duyduğu protein ve nişasta yapısına sahip yerli bir çeşit geliştirmekti.
Bugün gelinen noktada Kanatlı Buğdayı yeni bir yerli çeşit olmanın ötesinde bir anlam taşıyor. Kurağa toleransı ve farklı çevre koşullarına adaptasyon kabiliyeti, onu iklim değişikliğine karşı bir dayanıklılık aracına, yüksek verim potansiyeli ise çiftçi açısından ekonomik bir seçeneğe dönüştürüyor.
“Tarımın geleceği bizim için bir tedarik meselesi değil”
“ETİ olarak, üretimimizin temelini tarımsal girdiler oluşturuyor. Dolayısıyla tarımın geleceği, bizim için yalnızca bir tedarik konusu değil; işimizin sürdürülebilirliğinin temel unsurlarından biri. Bu nedenle tarımsal Ar-Ge’yi, çiftçilerimizle kurduğumuz uzun soluklu iş birliklerini ve yerli çeşit geliştirme çalışmalarını stratejik bir yatırım alanı olarak görüyoruz. Buğday da üretimimizin en önemli tarımsal girdilerinden biri. Türkiye’de buğday çeşitleri ekmeklik ve makarnalık olarak sınıfl andırılıyor. Oysa bisküvi üretimi, protein ve nişasta yapısı başta olmak üzere kendine özgü kalite özelliklerine sahip bir buğday gerektiriyor. Bu nedenle bisküvilik kaliteyi istikrarlı biçimde sağlayabilecek yerli bir çeşidin geliştirilmesi son derece değerli.








