Yıllar önce, dünya emekçi halklarının bir numaralı düşmanı olan Amerika Birleşik Devletleri’nin eski Dışişleri Bakanı Kissinger, dünya egemenliği konusunda şu düşünceyi aktarıyordu; “Petrolü denetlersen ulusları denetleyebilirsin, gıdayı denetim altına alırsan insanları denetleyebilirsin.”
Kissinger’ın düşüncesi Türkiye’de de egemen oldu.
Aş, bir başka deyişle gıda sektörü ve organize gıda perakendeciliğinde de tekelleşme ya da yabancılaşma olarak karşımıza çıktı.
Gıda sektöründe tekelleşme ve yabancılaşma nasıl gerçekleştirildi?
Gelişmekte olan ülkelerde de olduğu üzere Türkiye’de de uygulanan neoliberal politikalarla; ticaret serbestleştirildi, kamusal düzenlemeler azaltıldı ve de sonra kaldırıldı, yabancı sermayeye eşit muamele hatta avantajlar sağlandı ve de ekonomik istikrar programları adıyla özünde emek ücretlerinin düşürülmesi gerçekleştirildi.
Anılan politikalarla çokuluslu firmalar için yeni bir ticaret ve yatırım ortamı oluşturuldu. Böylece özelleştirilen kamu şirketleri ile yerli firmalar çokuluslu şirketlerce satın alınmaya başlandı. TV ekranlarında boy gösteren kimi aymaz uzmanlar, bu konuda “rekabete yenik düşüldü” şeklinde yorum yaptılar, daha doğrusu beyinlerimizi yıkamada rol aldılar.
Haberin devamını okumak için kaynak siteye gidebilirsiniz.
Haberin Devamını Okumak İçin Tıklayınız
Kaynak: Hasat Türk







