ABD Ulusal Hava Servisi, bu yıl Kuzey Yarımküre’de son derece güçlü bir El Nino yaşanma ihtimalini yüzde 90’ın üzerinde görüyor. Dahası, olayın 1950’de başlayan resmi kayıtlar döneminin en güçlü El Nino’su olma ihtimali yüzde 69’a ulaşıyor. Beklentiler gerçekleşirse ortaya çıkacak tablo, uzmanların şimdiden “Süper El Nino” olarak nitelendirdiği tarihi bir hava olayına dönüşebilir. Yeni bir araştırma 21. yüzyılda El Nino döngülerinin küresel ekonomiye vereceği toplam zararın 84 trilyon dolara kadar çıkabileceğini öngörüyor. Peki Türkiye Süper El Nino’ya ne kadar hazır?
Geçmişteki güçlü el nino dönemleri, yalnızca hava koşullarını değil, küresel ekonomiyi de ciddi biçimde etkiledi. 1980’ler ve 1990’larda yaşanan yıkıcı el nino olaylarının her birinin 4 ila 5 trilyon dolar arasında ekonomik hasara yol açtığı tahmin ediliyor. Dartmouth College tarafından yapılan bir araştırma ise 21. yüzyılda el nino döngülerinin küresel ekonomiye vereceği toplam zararın 84 trilyon dolara kadar çıkabileceğini öngörüyor.
Bu nedenle 2026-27 döneminde beklenen güçlü bir el nino, şirketlerin tedarik zincirlerinden enerji piyasalarına, gıda fiyatlarından altyapıya kadar çok geniş bir alanda yeni riskler yaratabilir. Asıl soru ise işletmelerin bu tabloya ne kadar hazırlıklı olduğu.
Risklerin başında enerji piyasaları var
Morgan Stanley, olası bir Süper el nino’nun şeker ve kakaodan bakır ve kredi piyasalarına kadar çok sayıda emtia ve varlık sınıfını etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Ancak risklerin merkezinde enerji piyasaları yer alıyor.
Petrol ve doğal gaz piyasaları, ABD-İran savaşı nedeniyle yaşanan arz şokunun etkilerini hâlâ tamamen atlatabilmiş değil. Uluslararası Para Fonu’na göre Hürmüz Boğazı’nın kapanması, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birini bir anda devre dışı bıraktı. Körfez dışındaki üretimin artırılması, stokların azalması ve talebin zayıflamasıyla piyasalar kısmen dengelense de petrol fiyatları hâlâ bir yıl öncesine göre yaklaşık yüzde 30 daha yüksek.





