Bilhassa kimsesizlerin kimsesi olan Cumhuriyetimiz 103 yaşında, kutlu olsun…
1929 Dünya Ekonomik Buhranı Türkiye’yi de olumsuz bir şekilde etkiledi. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 17 Kasım 1930-2 Mart 1931 tarihleri arasında yurt gezisine çıktı. Kayseri’ye, Sivas’a, Tokat’a, Turhal’a, Amasya’ya, Çarşamba’ya, Samsun’a, Trabzon’a, İstanbul’a, Tekirdağ’a, Kırklareli’ne, Edirne’ye, İzmir’e, Balıkesir’e, Aydın’a, Denizli’ye, İçel’e, Mersin’e, Adana’ya, Malatya’ya, Konya’ya gitti. Bu inceleme gezisinde Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk, halkın şikayetlerini tek tek not ettirdi. Bu notlara istinaden hazırlanan raporda yer alan bölümlerden bazıları şöyle:
Fare tahribatına uğramış bölgeler belirlenerek tohumluk yardımı yapılmalı.
Halkın elindeki traktörlere yeterli miktarda gaz verilmeli.
Ziraat Bankası’na kredi borcu olan çiftçinin borçları 10-20 seneye yayılmalı.
Çiftçiye bazı tarım aletleri ve bir miktar arazi verilmeli.
Amasya elmalarının, Sürmene zeytinlerinin hastalıklara karşı korunması gereklidir.
Vergi düzenlemesi yapılmalıdır. Çift hayvanlarından vergiyi kaldırmak pek çok fayda sağlar.
Zeytin ağaçlarını aşılayanları tapu harçlarından muaf tutmuştuk. Bunu başka ağaçlar için de yapmalıyız. Zeytinyağcılarımızı geliştirecek önlemler almalıyız. Ayçiçek yağı da üretmeliyiz. İncirlerimizi hastalıklardan korumalıyız.
Satış kooperatifleri kurulmalıdır…
Bilhassa yerin altının da yerin üstü kadar vatan olduğunu çok iyi bilen, vatan topraklarının üstüne de altına da sahip çıkan, Cumhuriyetimiz 103 yaşında, kutlu olsun…
1923’te İzmir İktisat Kongresi’nde “yeraltı ve yerüstü doğal kaynaklarımızı kendimiz işleteceğiz” ilkesi ile yerli-milli maden politikaları belirlendi. Bu politikaya istinaden yeraltı kaynaklarımızı yabancı yağmasından kurtaran faaliyetlerden bazıları şöyle:
1924’de Zonguldak’ta Yüksek Maden ve Sanayi Mektebi açıldı.
12 Nisan 1925’te çıkarılan 608 sayılı kanunla Türkiye’de maden işletmek isteyen şirketlerin sermayesinin yüzde 51’inin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ait olma şartı getirildi.
24 Mart 1926’da 792 sayılı Petrol Kanunu çıkarıldı. Bu kanunun 1’inci maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde petrol dahil tüm madenlerin işletilmesi devlete aittir” ifadesine yer verildi, madenler devletleştirildi.
26 Mayıs 1929’da yapılan düzenleme ile madenlerde “yüzde 51 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı” şartı yerine madenler “Türk şirketlerine ihale olur” şartı getirildi.
1937’de hazırlanan İkinci Sanayi Planında madenler konusuna çok geniş yer verildi.
Bilhassa ormanları kişisel kazancını düşünen müteahhitlerin elinden kurtaran ve ormanları devlet malı kabul ederek koruyan Cumhuriyetimiz 103 yaşında, kutlu olsun…
“Ağaçsız toprak vatan değildir” diyen Ulu Önder Atatürk’ün, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranların ormanların korunmasına dair aldıkları tedbirlerden bazıları şöyle:
1923’te İzmir İktisat Kongresinde ormanların korunmasıyla ilgili 17 maddeye yer verildi.
1924’teki Köy Kanununda “köy ormanlarını korumak”, “korusu olmayan köylerde koru yetiştirmek”, “köy fidanlıkları yapmak”, “köy yollarını ve meydanlarını ağaçlandırmak”, “köylere kavak dikmek” gibi maddeler vardı.







