Bu yıl yüksek yağışlarla birlikte buğday üretiminde yaklaşık 22,8 milyon tonluk rekolte tahmin ediliyor. Buğday üretimindeki toparlanmanın ithalat ihtiyacını azaltabileceğini kaydeden IAOM Avrasya Başkanı Dr. Eren Günhan Ulusoy, iç fiyatların şekillenmesinde ise rekolte ile birlikte TMO politikası, kalite ve finansman maliyeti faktörlerinin etkili olacağını söyledi.
Türkiye’nin son yıllardaki en yüksek yağışlı dönemini yaşaması, TÜİK’in 2026 yılı tahıl ürünleri üretim miktarlarının ilk tahminine de yansıdı. Tahıl ürünleri üretim miktarlarının bir önceki yıla göre yüzde 21,7 artarak yaklaşık 41,6 milyon ton olacağı tahmin ediliyor. Buğday üretiminin ise yüzde 26,7 artarak yaklaşık 22,8 milyon ton olması bekleniyor. Türkiye’de yağış ve verim koşullarının üretimde belirleyici olduğunu belirten Uluslararası Un Sanayicileri ve Hububatçılar Birliği (IAOM) Avrasya Başkanı Dr. Eren Günhan Ulusoy, “Ekili alanlarımızın yüzde 70’inde buğday, sulanmadan kıraç koşullarda yetiştiriliyor. Kümülatif yağışların geçen senelerden ve normalin üzerinde her bölgede gerçekleşmesi üretimde rekor beklentisi yarattı. Üretimdeki toparlanma ithalat ihtiyacını azaltabilir; ancak iç fiyatların yalnızca rekolteyle değil, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) politikası, kalite ve finansman maliyeti ile birlikte şekilleneceğini düşünüyoruz. Üretim toparlanmasının piyasa dengesini belirgin olarak iyileştireceği, ithalat ihtiyacını azaltacağı ve stoklarda toparlanma yaratacağı öngörülüyor” dedi.
TMO’nun rolü belirleyici olacak
Buğdayda 22,8 milyon tonluk rekolte beklentisinin Türkiye için güçlü bir üretim seviyesine işaret ettiğini vurgulayan Ulusoy, bu büyüklükte bir üretimin hasat döneminde özellikle kalite standardı düşük veya depolama imkânı sınırlı ürünlerde fiyatların yukarı yönlü hareketini sınırlayabildiğini aktardı. “Ancak bu “fiyatlar düşer” anlamına gelmez” diyen Ulusoy, çünkü üretici maliyetleri, finansman koşulları, nakliye, kalite primi ve TMO’nun açıklayacağı/uygulayacağı alım politikasının taban fiyatı belirleyeceğini aktardı. Bu yıl da TMO’nun rolünün yine belirleyici olmasını beklediklerini ifade eden Ulusoy, “2025’te TMO, ekmeklik ve makarnalık buğday için ton başına 13.500 TL, arpa için 11.000 TL alım fiyatı açıklamıştı ve 600’ün üzerinde noktada alım yapacağını duyurmuştu. Bu yıl da hazırlıklarını yaptıkları, arzın tamamını karşılayabilecek güçte oldukları belirtiliyor. Yüksek rekolte dönemlerinde TMO’nun piyasadaki görevi fiyatı yukarı taşımaktan çok, üretici açısından referans fiyat ve alım güvencesi oluşturmak olur. Bu nedenle piyasanın tamamen kendi yolunu çizmesini bekleyemeyiz; TMO’nun açıklayacağı fiyat, alım miktarı, ödeme takvimi ve depolama kapasitesi piyasanın yönünü belirler” diye konuştu.

Un ihracatında yüksek rekolte tek başına belirleyici değil
Yüksek rekolte ve hammadde arz güvenliğinin un sanayisi için olumlu bir unsur olduğuna dikkat çeken Ulusoy, bu durumun un ihracatının artışını destekleyen önemli avantajlardan biri olarak öne çıktığını aktardı.







