“Hobi bahçesi” adıyla pazarlanan alanlar toprakla uğraşmak isteyen kentlinin masum hayalinden ibaret değil. Avukat Seher Gacar’a göre bu model, tarım arazilerinin fiilen parçalanması, yapılaşmaya açılması ve gıda güvenliğinin tehdit edilmesi anlamına geliyor.
Kentlerde yaşayan insanların toprağa dokunma, kendi gıdasını üretme, küçük bir bahçede nefes alma isteği anlaşılır bir istek. Hele gıdaya erişimin zorlaştığı, kent yaşamının sıkıştığı, doğayla bağımızın her geçen gün zayıfladığı bir dönemde bu istek daha da güçlü hale geliyor.
Ama son yıllarda “hobi bahçesi”, “doğal yaşam alanı”, “tiny house parseli” gibi kulağa sevimli gelen adlarla pazarlanan çok sayıda proje, bu masum ihtiyacın çok ötesinde bir tabloyu işaret ediyor. Tarım arazileri önce toplu biçimde satın alınıyor, ardından küçük kullanım alanlarına ayrılıyor, kooperatif ya da üyelik modeliyle yurttaşlara pazarlanıyor. Zamanla bu alanlara irili ufaklı yapılar konuyor. Tarım toprağı görünümündeki alanlar fiilen konut alanına dönüşüyor.







