Avrupa Birliği (AB), 14 Haziran 2026 itibarıyla bal sektöründe ezberleri bozan bir düzenlemeye gidiyor. Artık “AB ve AB dışı karışım” dönemi bitiyor; her kavanoz, içindeki balın menşeini ve oranını yüzde bazında açıklamak zorunda. Tarım politikaları uzmanı Ergin Kahveci, bu gelişmeyi “Avrupa’da şeffaflık dönemi” olarak nitelerken, dünya bal üretiminde zirveyi zorlayan Türkiye’nin neden bu pazarda etkili olamadığını sorguladı.
Avrupa Birliği, balda tüketiciyi korumak ve kaliteyi tescillemek adına tarihi bir adım atıyor. Yeni düzenlemeyle birlikte bal kavanozlarındaki “AB ve AB dışı karışım” ibaresi tarihe karışıyor. Bundan böyle raflardaki her bal, katkı sağlayan ülkeleri en yüksek orandan düşüğe doğru listeleyecek ve her birinin yüzdesini şeffaf bir şekilde belirtecek.
İthalat Devleri ve “Karışım” Oyunu
AB, yıllık 246 bin tonluk üretimiyle dünya ikincisi olmasına rağmen, aynı zamanda dünyanın en büyük bal ithalatçılarından biri. 2024 yılında 175 bin tonluk devasa bir ithalata imza atan AB’nin ana tedarikçileri ise Ukrayna, Çin ve Arjantin.
Uzman Ergin Kahveci, bu tablonun yerel üretici üzerindeki baskısını şu sözlerle özetledi:
“Mekanizma oldukça basit: Hammadde çok düşük fiyatla sisteme giriyor, şeffaf olmayan bir oranla karıştırılıyor ve rafta ‘karışım’ olarak satılıyor. Bu durum, saf bal satan yerel arıcıyı kaliteyle değil, ithalatın dikte ettiği haksız fiyatla rekabet etmeye zorlayarak sistemin dışına itiyor.”







