Akbelen konusu, sadece orada yaşayan köylüleri değil, hepimizi ilgilendiriyor. Ormanların, zeytinliklerinin, köy yaşamının daha fazla yıkıma uğratılmamasına ihtiyacımız var. Bunun için de içinde vicdan olan bir hukuka…
Mezarlarımızı taşımak zorunda kaldık. Babam büyük dedemin kemiklerini elleriyle topladı.”
“Bizim hayatlarımız şirketin kârından daha değerli.”
Akbelen direnişçisi Esra Işık’ın, tahliyesinden sonra T24’te Candan Yıldız ile röportajında sarf ettiği bu cümleler, iktidarın politika tercihine yaslanan şirketlerin, vatandaşa yaptıklarına ayna tutmuyor sadece.
Eşsiz doğanın eşsiz alanları; kanunla, kararla, yönetmelikle şirket çıkarlarına amade kılındığı halde, bu yıkım sanki kamu yararına yapılıyormuş gibi gösterilen maskeyi de indiriyor.
O “maske”yi meşru kılabilmek için kurulan şirketlere ayrılan bütçelere, yapılan sayısız açıklamalara rağmen üstelik.
Haklı olmak böyledir. Kanunilik ile meşruluk arasındaki fark gibidir.
Limak-İçtaş’ın işlettiği Yeniköy Kemerköy Santrali’ne kömür sağlasın diye, Milas’ta kömür madeni sahalarının genişletilmesi için devletin onca kurum ve kuruluşunun adeta seferber olarak türlü türlü hukuksal metinler, kanunlar, kararlar, ruhsatlar, izinler çıkarmalarına, yayımlamalarına yaymalarına ve yürürlüğe sokmalarına karşın; insanların darmadağın edilen hayatlarının ağırlığı karşısında, yapılanların psikolojik üstünlük kuramayışıdır.
Bir yanı TBMM’de geçen yaz sırf bunun için çıkarılan yasadan, bir yanı Cumhurbaşkanı imzalı acele kamulaştırma kararından, tarihi arka planı Özelleştirme İdaresi’nden, kayıtlı sermaye sistemine geçtiği için (şu andaki şirket sermayesi 14,6 milyar TL) bir yanı Sermaye Piyasası Kurulu’ndan, bir yanı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’ndan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan, öteki yanı Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan gibi devletin önemli kurum ve kuruluşlarından bir dizi yasal dayanak alsa da Yeniköy-Kemerköy santralinin faaliyeti için kömür sağlamak için doğayı ve insanların hayatını bozmaya kapı açan bu silsile, rıza ü-re-te-mi-yor.
Sebebi yalın.
Devletini olanca kudretini içeren tüm bu bu izinler ve işlemler silsilesinin içinde “vicdan” yok çünkü. Kanunda, kararda, ruhsatta olmayan o vicdanı, Esra Işık’a verilen destekte görmemiz bu yüzden. O desteğin adı, toplumsal vicdan.
Karar diyor ki “bunda ne olağanüstülük var?”
Danıştay 6. Dairesi’nin acele kamulaştırma kararıyla ilgili davada verdiği yürütmeyi durdurma kararı önemlidir. (Milas’ta kömür madeni sahalarının genişletilmesi amacıyla Akbelen Ormanı yakınındaki Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerinde bulunan tarım arazilerinin acele kamulaştırılması için çıkarılan Cumhurbaşkanı Kararı, yargıya taşınmıştı.)







