Çocukluğumun kurban bayramlarını hep yağmurlu, yağmur damlalarını da kurbanlıkların gözyaşları olarak hatırlarım hep. Böyle hatırlamam çok doğal. Zira eskiden Eskişehir’de bahçesinde tavukların, kazların cirit attığı büyükbabamın evine Kurban Bayramı’ndan bir ay kadar önce satın alınan güzel gözlü iri boynuzlu kurbanlık koç da dâhil olur ve ne için orada olduğunu bilmeden diğer hayvanlara uyum sağlamaya çalışırdı. Büyükbabam satın alınan kurbanlıktan mübarek hayvan diye söz ederdi. Biz de ona hiçbir zaman diğer hayvanlara davrandığımız gibi çocuk hoyratlığı ile davranmaz bizim yerimize kendisini feda edeceği için de önce gerilip sonra iki ön ayağını yukarı kaldırıp bize boynuzuyla saldırmasını da idare ederdik.
Yemeklerinin yanında mutlaka bolca tuz da verirdik ki hem kilo alsın hem de et kalitesi artsın. Sanırım hepimizin ikiyüzlü ve bencil olduğu fikrine ilk o zamanlar kapıldım. Yıllar içinde insanlarla ilgili bu düşünceme bir sürü farklı olumsuzluklar da eklendi. Yaş aldıkça da en büyük haksızlığı gençlere yaptığımız gerçeği geri dönemeyeceğim bir pişmanlığa yol açtı.
Ülkemizin ve CHP’nin son dönemde yaşadıklarına bakalım. Bir yandan hukuksuzluk bir yandan parti içi hazımsızlık ve muhalefet partisi de olsa parti içi iktidar hırsı bu partiye gönül vermiş milyonlarca genci de derinden etkiledi. Zira “mutlak butlan” kararı seçme ve seçilme hakkına müdahale olduğu için bırakın aktif olarak siyaset yapmayı gençlerin oy kullanma iradesini bile zayıflatabilecek bir olumsuzluğu barındırıyor içinde.
Gençler zaten Türkiye’de kendilerini değersiz hissediyor. Şimdi buna bir de oylarının yok hükmünde sayılması eklendi. Bu da siyasete karşı ilgisizliği tetikledi.
Daha da önemlisi gençlerin hukukun üstünlüğü ve adalet kurumlarına olan güveni sarsıldı. Bu da demokratik hakları savunmak yerine -nasılsa bir şey değişmediği için- büyük bir çoğunluğun içine kapanmasına ve apolitik olmasına yol açtı.






