Gıda güvencesi, sadece yoklukla, gıdanın yetersizliği ile ilgili değil; aynı zamanda bollukla, rekor üretimle baş edebilmekle de ilgili. Yoklukta da varlıkta da kıt kaynakları iyi yönetebilmek gıdada sürdürülebilirlik bakımından olmazsa olmaz. Bir yandan üretim kaynaklarını heba etmeyeceksiniz, diğer yandan ürettiğinizi zayi etmeyeceksiniz. Aksi halde yokluğa yerinir, varlığa sevinir ve yarını iyi planlayamazsanız gıda güvencesizliği kapınızı çalar.
Devlet Su İşleri verileri, 2024’te %43 olan Türkiye genelinde barajların aktif doluluk oranının, 2025’te %35,2 gibi rekor düzeyde azaldığını ve 2026’da ise %56,6’lık oranla yine rekor düzeyde arttığı gösteriyor.
Kesin olan bir şey var ki insanoğlu artık iklimin dengesini bozdu.
COP31 belki de insanlığın en büyük samimiyet testi olacak.
Geçen yıl bitkisel üretimde dip seviyelerini görürken bu yıl Cumhuriyet tarihinin rekor üretimini elde ettik.
TÜİK’in yayınladığı son bültende, tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde %17, meyvelerde %61 oranında artış, sebzelerde ise %0,8 oranında azalış öngörülüyor. Toplamda 143 milyon tonluk bitkisel üretim tarihi bir rekor. En stratejik ürün olan buğdayda ise %40’lık artışla 24,8 milyon ton üretim bekleniyor.
Üretici, tüketici ve piyasa arasındaki hassas denge
Sahadan yükselen sesler, elbette ki devletin kurumlarında karşılık buluyor. Cumhurbaşkanlığı Tarım ve Gıda Politikaları Kurulu, Tarım ve Orman Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşların ışıkları gece boyu sönmüyor. Bu süreçte önemli olan kurumlar arası koordinasyon ve iş birliğinin çok iyi sağlanması. Bazen müdahalede bir günlük gecikme, derin yaralar açabiliyor.
Üstü açık fabrikaya benzettiğimiz tarım sektörünün doğaya bağımlılığını, ürünlerinin canlı ve dayanıksız olduğunu bir kez daha vurgulayalım.
Üretimin bir yıl çok, bir yıl az olmasının nedenlerini ve tarım ürünleri piyasalarını iyi anlamak, tarımsal pazarlamada büyük önemi bulunan arz, talep, gelir ve çapraz fiyat esnekliklerini iyi bilmek hem yokluğu hem de bolluğu yönetebilmek için ön şart.
Sorumluluk hepimizin
Her bir tarım ürünü, bölge farklılıklarına, üretim miktarlarına ve hasat dönemlerine göre değerlendirilmeli. İç piyasanın talebi, ihracat potansiyeli ve stoklar dikkate alınmalı. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin yanı sıra örgütlerin ve özel sektörün soğuk hava deposu, kurutma, işleme tesisi kapasitesi yeniden gözden geçirilmeli. Özellikle de üretici ve tüketici fiyatları, pazarlama marjları, haksız kazanç elde etme çabaları, ilgili kurumların yoğun iş birliğini gerektiriyor.







