Dr. Mark Hyman: Merhaba. Bu hafta, bir takipçimizden gelen soru üzerine farklı diyet türlerini ele alacağız. Önce soruya bakalım:
“2026 yılında daha iyi beslenmek istiyorum ama hangi diyetin bana uygun olduğunu bilmiyorum. Çok fazla bilgi kirliliği var. En iyi diyetleri ve bunların nelere faydalı olduğunu anlatabilir misiniz?”
Dr. Mark Hyman: Her şeyden önce, hepimize iyi gelecek tek bir ideal diyet yok. Çünkü her birimiz farklıyız.
Dolayısıyla sizin için en iyi diyet, kendi biyolojinize en uygun olan diyettir. Birey olarak doğru diyeti seçmek için kendi ihtiyaçlarımızı, genetiğimizi ve sağlık sorunlarımızı göz önüne almak durumundayız.
Böylelikle kanaatlere değil, bilime göre karar verebiliriz. Örneğin yaşı ilerlemiş birinin vegan beslenmesi sağlığını bozarken, genç biri bu diyeti çok daha iyi yönetebilir.
Evrensel ilkeler
Öte yandan, herkes için geçerli olan bazı evrensel ilkeler mevcut.
1 Gerçek gıda tüketin, işlenmemiş gıda değil
Birincisi, gıda tüketin. Gıda derken gerçek, işlenmemiş gıdaları kastediyorum. Belli ölçüde işlem görmeleri sorun değil. Örneğin konserve balık da kutuda satılıyor ama minimum işlem görüyor. Ya hiç işlenmemiş ya da en fazla bu kadar işlem görmüş yiyecekler tüketmeliyiz. Gıda, tanımı gereği bir organizmanın sağlığını, gelişimini ve büyümesini desteklemeye yardımcı olmalıdır. Halbuki bugün tükettiğimiz şeylerin çoğu bu tanıma uymuyor.
2 Her lokma olumlu olumsuz etki yaratır
İkincisi, gıdanın ilaç olduğunu unutmayın. Yediklerimizin içinde 3 milyon farklı molekül mevcut ve bunlar sağlığımıza, vücudumuzun işleyişine etki ediyor. Örneğin zerdeçal adlı baharatın içindeki moleküller antienflamatuar özelliğe sahip ve doğrudan ilaç etkisi yapıyor. Brokolinin içinde sülforafan gibi detoksa yardımcı olan ve kanseri önlediği bilinen moleküller var. Tükettiğimiz her gıda bize ya zarar ya fayda getiriyor.
3 Hepimiz farklıyız, tek bir doğru diyet yok
Üçüncüsü, her birimiz biyokimyasal açıdan farklı bireyleriz. Bu yüzden kişiselleştirilmiş beslenme çok önemli. Çok önemli konseptlerden biri kan şekerinizi dengede tutmaktır. Örneğin fazla nişasta ve karbonhidrat tüketimi sonucu insülininiz yükselirse, kan şekeri metabolizmanız bozulur ve kalp rahatsızlığı, obezite, diyabet, kanser, demans gibi sayısız kronik hastalığa zemin hazırlamış olursunuz. Zihinsel rahatsızlıklarda bile çok etkili. Son dönemdeki metabolik psikiyatri yaklaşımı, şizofreni ve bipolar bozukluk tedavisinde ketojenik diyeti kullanıyor. Yani gıdalar bu kadar önemli.
Ultra işlenmiş gıdalar ve kalite kriteri
Ultra işlenmiş gıdalardan her halükarda uzak durmalısınız. Bilimsel araştırmalar bize bunların teknik olarak gıda sayılamayacağını, bağımlılık yapacak şekilde mühendislik çalışmalarıyla geliştirilmiş şeyler olduğunu söylüyor. Gelgelelim diyetimizin yüzde 60’ı bunlardan oluşuyor. Çocuklardaki oran yüzde 70’i buluyor.
Ayrıca kaliteye özen gösterin. Yiyeceğiniz şeyin ne olduğunu bilmeniz gerekir. Örneğin elinize bir gıda aldınız ve ambalajına bakınca içindekiler kısmında 45 farklı bileşen görüyorsunuz. Çoğunu tanımıyorsanız ve mutfağınızda böyle maddeler yoksa o gıdayı yemeyin. Başka bir deyişle, büyükannenizin tanımayacağı şeyleri yemeyin. Şimdi biraz da diyet türlerine bakalım.
Ketojenik diyet (Keto)
Keto olarak bilinen ketojenik diyetle başlayalım. Bu diyette son derece yüksek miktarda yağ, düşük miktarda karbonhidrat ve orta miktarda protein tüketiyoruz. Ketojenik beslenmenin yüzde 70 ila 75’i yağdan oluşuyor.
Keto diyet, aslında tıp dünyasında diyabetten epilepsiye çok farklı hastalıkların tedavisinde uzun zamandır kullanılan bir yöntem. Şimdilerde diyabeti iyileştirebildiği için tercih ediliyor. Bu diyeti uyguladığınızda vücudunuz yakıt olarak şeker yerine yağ yakmaya başlıyor. Vücudu hibrit bir araç gibi düşünün: Hem benzinle hem elektrikle çalışabiliyor. Karbonhidrat buradaki benzine, yani kirli yakıta karşılık geliyor. Elektrik ise temiz yakıt. Vücut bu ikisi arasında geçiş yapabiliyor.
Yağ yakma sürecine ketozis adı veriliyor. Karbonhidratı günde 20 ila 50 gramın altında tüketmeye başladığınızda karaciğeriniz keton üretmeye başlıyor ve gerek beyniniz gerekse vücudunuz için son derece temiz bir yakıta kavuşmuş oluyorsunuz. Böylelikle kan şekeri dengeleniyor, insülin azalıyor ve vücut enerji üretmek için depolanmış yağlara yöneliyor. Bu sayede kilo veriyor ve kronik hastalıklara karşı korunuyorsunuz. İyileştirici etkisi çok yüksek bir diyet.





