Dünya Doğal Kaynaklar Enstitüsü (WRI), düzenli olarak yayınladığı raporlarla yaşlı gezegenimizin bilançosunu çıkarıyor.
Ve her yeni bilançoda durumumuz biraz daha kötüye gidiyor.
Enstitünün su kıtlığına dair hazırladığı rapor da o çalışmalardan biri.
Çıkan sonuçlar, 2040’ta dünyada hangi ülkede ne oranda su stresi yaşanacağını gösteriyor.Buna göre, 2010’da su stresi seviyesi 3.32 puan olan ve yüksek oranda sıkıntı yaşayan Türkiye, o tarihte 153 ülke içinde 41’inci sırada yer alıyordu.
Puanımız 2040’ta 4.27’ye yükselecek ve Türkiye dünyada su stresinin “çok yüksek” olduğu 33 ülke arasında 27’nci basamağa yerleşeceğiz.
Böylece, 2010-2040 dönemini kapsayan 30 senede Türkiye’de su stresi yüzde 29 oranında artış göstermiş olacak.Halk arasında, hayli yanlış bir kanı olarak Türkiye’nin su zengini bir ülke olduğu düşünülse de gerçek bundan çok farklı. Bu sadece Dünya Doğal Kaynaklar
Enstitüsü’nün değil Dünya Yaban Hayatı Fonu’nun (WWF) araştırmalarıyla da kanıtlanmış durumda.WWF’ye göre Türkiye, mevcut kişi başına kullanılabilir su miktarı dikkate alındığında su stresi çeken bir ülke.
Tahminlere göre bin 519 metreküp olan kişi başına düşen su miktarının 2030’da 100 milyon olması beklenen nüfusla birlikte bin 100 metreküpe düşecek ve Türkiye su fakiri bir ülke haline gelecek.
KULLANIMIN YÜZDE 74’Ü TARIMDA
Fon tarafından yapılan açıklamanın en dikkat çekici kısmı ise konunun sadece yağış azlığına ve kuraklığa bağlı olmadığı tespiti. Hatta kıtlık daha ziyade planlama eksikliğinden kaynaklanıyor. Çünkü tatlı su kaynaklarının yaklaşık olarak yüzde 74’ü tarımda, yüzde 15’i evlerde ve yüzde 11’i de sanayide kullanılıyor.
Son bir yıldır ülkemizin hemen her köşesinde su kesintileri uygulanıyor. Zaman zaman sanayi tesisleri de kesintilerden etkileniyor. Oysa evlerden, fabrikalardan önce modern sulama tekniklerinin yaygınlaşması sağlanmalı, vahşi sulama devri tamamen kapanmalı. Bunun için de tarım kesimine yönelik kapsamlı, uzun vadeli modernizasyon teşvikleri ayrılmalı.







