Tarladaki stres, su hatası, verim kaybı… Hepsi artık sahaya gitmeden önce uydudan tespit ediliyor. Agrovisio’nun kurucusu Emre Tunalı, tarımın geleceğini şekillendiren bu teknolojinin hem çiftçiye hem ülkeye sağlayacağı dönüşümü anlattı. Gençlerin tarımdan uzaklaştığı, su kaynaklarının azaldığı bir dönemde veri, tarımın en kritik gücü haline geliyor. Agrovisio, Türkiye’nin tarlalarını uzaydan izleyerek sektörün kaderini değiştirmeye hazırlanıyor.
Tarım artık sadece toprakla değil, teknolojiyle de yapılıyor. Bir tarladaki stresin, su hatasının ya da gelişim geriliğinin sahada fark edilmeden önce uydudan görülebildiği bir çağdayız. Türkiye’de bu dönüşümün öncülerinden biri ise üç mühendis tarafından kurulan Agrovisio. Kurucu ortaklardan Emre Tunalı ile tarımda veri devrimini, yapay zekanın çiftçiye sağladığı avantajları ve Türkiye’nin sürdürülebilir tarımda dünya ligine girme potansiyelini konuştuk.
Nasıl bir eğitim aldınız, çalışma hayatında nasıl ilerlediniz?
ODTÜ elektrik–elektronik mühendisliğinde lisans ve yüksek lisans eğitimimi tamamladım. Öğrencilik dönemimde bir süre Finlandiya’da bulundum; orada tanıştığım akademisyenler ve yaptığım küçük projeler sayesinde makine öğrenmesi ve görüntü işleme alanında çalışmak istediğimi fark ettim. Türkiye’ye döndükten sonra ODTÜ’deki hocalarımızla gönüllü projelerde yer alarak teoriyi pratiğe dönüştürme konusunda çok değerli deneyimler kazandım. Mezun olmadan ASELSAN’da aday mühendis olarak çalışmaya başladım ve sonrasında da yaklaşık sekiz yıl boyunca hedef takip sistemleri üzerine çalıştım ve Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) envanterindeki birçok teknolojinin ilk prototiplerinin geliştirilmesinde görev aldım. Savunma sanayisindeki bu deneyim hem teknik bakış açımı derinleştirdi hem de büyük ölçekli, kritik sistemlerin nasıl geliştirildiğini öğrenmemi sağladı.
Sizi tarımın geleceğine dair bir teknoloji şirketi kurmaya götüren kırılma anı neydi?
Agrovisio’nun üç kurucu ortağı var, R. Caner Çalık, Sinan Öz ve ben. ASELSAN’da birlikte çalışan üç mühendistik. Hikaye aslında çok basit bir ihtiyaçtan doğdu. Sinan Ağabey’in Konya’daki tarlalarında bazı problemler vardı ve Ankara’dan Konya’ya sürekli gidip gelmek hem zor hem maliyetliydi. Bir gün “Biz bu tarlaya uzaydan bakamaz mıyız?” diye kendi aramızda konuşurken uydu görüntülerini denemeye başladık. İlk analizlerde gördüğümüz şey bizim için tam bir kırılma anı oldu: Bitkideki stres, sulama hataları, gelişim bozuklukları sahada görünmeden önce uydudan ortaya çıkıyordu. Bu içgörü bize şunu gösterdi: Bu teknoloji sadece bir kişiye değil, tüm çiftçilere ve tüm kurumlara gerçek bir değer sunabilir. Böylece “Bunu bilimsel olarak nasıl ölçekleriz?” diyerek üniversiteler, agronomi uzmanları ve farklı disiplinlerden akademisyenlerle çalışmaya başladık.





