Şu son zamanlarda sürekli reklamı yapılan bir zeytin cinsinin fidanı var..
ARBEQUINA Bodur
Neredeyse bütün fidancılarda var ve öve öve bitiremiyorlar..
Bir tanesi bana dedi ki, sen anlamadığın konularda konuşma, bu zeytin şöyledir böyledir…
Üslubundan kalitesi belli olduğu için hiç tartışmaya girmedim. Sonuçta o elindeki fidanları satıp para kazanacak. Umurunda değil ki ülke zeytinciliğimizin gelecekdeki 10 , 20 , 40 yılı…
O, o andaki kazancını düşünüyor.. Herkes biz mi ki ülkemizin gelecek 10 yıllarını, 100 yıllarını düşünsün..
Bir simsar fidan satıcısından, kendi günlük kazancının dışında ülkesinin geleceğini düşünmesini beklemek hayâl.. Hele ki böyle bir zamanda..
Konu şu..
Ülkemiz zeytin ağacı sayısı bakımından Dünya’da İspanya’dan sonra ikinci.. Ancak ağaç başına verimlilikte dördüncü.. Bunun değişik sebebleri var ama öncelikle bakım konusunda bilinçsiz olmamız. Zamanında bilinçli budama, zamanında toğrağın ihtiyacına göre gübreleme , zamanında olması gerektiği gibi sulama gibi faktörler.
Ve hasat sonrası Dünya piyasalarına uygun işleme yapamayışımız..
Ülkemizin çok güzel, çok lezzetli bize özgü endemik türleri var. Öyle ki Hatay’dan başlayıp tüm sahili dolanıp Artvin’e kadar olan sahil şeridinde 100 ün üzerinde çeşitli endemik türlerimiz var. Hatta Hazar denizi kenarında da var.
Şimdi yine bir emperyalist oyun oynanıyor..
Bu oyun daha önce 1950 li yıllarda ABD ve İspanya’nın, zeytin ağacının kömürünü ithal edeceğiz diye yüksek paralar teklif ederek tüm ağaçları kestirip kömür haline getirip ithal ettikten sonra hepsini denize döken, ve o kesilen zeytin ağaçlarının yerine çam ağacı diktirip, her 10 , 20 yılda bir yangınlarla onları da yaktıran bir düzen kuruldu.. Ülkemizde Kapıdağ yarımadasında, Çanakkale’de, Saroz da hertaraf çam ormanı. Oysa karşı tartafta Yunanistan sahillerinde de her taraf Zeytin ağacı. Karşı karşıyayız.. Hatta oralarda bizim Gemlik tipi zeytin de var..
Şimdi gelelim asıl konuya..
Dünyada zeytin ve zeytin yağı piyasasında büyük bir rekabet var..
Pazar insiyatifi de İspanyol ve İtalyanların elinde..
Şimdi bizi 1950 lerde olduğu gibi nasıl tezgaha düşürürüz planları yapılıyor.
Aynen İsrail’in hibrit tohumları gibi zeytin fidanları pazarlanıyor..ilk 5 , 10, 20 yıl yüksek verim verir belki ama sonrası muamma..
Bizim kendi iklimimize ve Toprağımıza uygun endemik türlerimiz var.
Bunlar çok değerli..Eğer verim yükseltilecekse kendi türlerimizin islahını, doğru bakımını yaparak yükseltebiliriz. Bunun birçok yöntemi var..
Demem o ki şimdi’de kısa sürede büyüyecek, size şöyle kazanç sağlayacak, böyle kazanç sağlayacak diye empoze edilen fidanların ömrü maksimum 15 , 20 yıl.. Bilemedin 30 olsun.. Oysa bizim coğrafya mıza uygun endemik türlerimızın ömrü binlerce yıl. Şimdi amaçları bizim endemik tür ağaçlarımızı kestirip yerine İspanya menşeyli fidanları diktirmek. 3 senede verime geçiyor doğru ama ne kadar süre ile yaşıyor..
Bahçesindeki ağaçları söküp bu Ağaçların fidanlarını diken çiftçilerimizin olduğunu duyuyorum…
Yapmayın..
Bir kere 1950 lerde bu tezgaha geldik.. Yine aynı oyunu bu sefer başka şekilde oynuyorlar..
Bu sefer bari bu tuzağa düşmeyelim.
Cengaver Yetim
Marmarabirlik E. Genel Müdür Yardımcısı
2 Kasım 2025
(Görsel dekiler Manisa ve Mersin’den asırlık zeytin ağaçları)





