Türkiye Ölçeğinde Bir Değerlendirme
1. Giriş ve Çerçeve
Tarım, küresel tatlı su çekiminin yaklaşık yüzde 70’ini tek başına kullanan sektördür (FAO, 2021). Aynı kaynağa göre, artan nüfusun talebini karşılamak için üretimin 2050’ye kadar belirgin biçimde artması gerekir. Bu ihtiyaç zorlu bir dönemde doğmaktadır. İklim değişikliği; yağış rejimini bozmakta, kuraklık havzalarını baskılamaktadır. Aynı zamanda işlenebilir alan daralmaktadır. Türkiye’de kişi başına düşen tarım alanı 1990’da 0,76 hektardan 2023’te 0,45 hektara gerilemiştir (TÜİK, 2024). Kırsal nüfusun yaşlanması ve iş gücünün azalması bu tabloyu daha da derinleştirmektedir.
Sorun, teknik bir verimlilik meselesinin ötesindedir. Gıda güvenliği literatüründe üç kavram ayrışır. Gıda güvencesi; gıdaya fiziksel ve ekonomik erişimin sürekliliğidir. Gıda güvenilirliği; gıdanın tüketime uygunluğudur. Gıda savunması ise gıda sistemine yönelik kasıtlı tehditlerin önlenmesidir. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre, dünyada yeterli gıda üretilmesine karşın yüz milyonlarca insan açlık çekmektedir. Üretilen gıdanın yaklaşık üçte biri de kayba uğramaktadır (FAO, 2021). Bu çerçevede zirai insansız hava aracı yalnızca bir verimlilik aracı değildir. O; suyu, tarım ilacını, iş gücünü, veriyi ve gıda güvencesini birlikte yöneten bir tarımsal operasyon politikasının konusudur.
Türkiye’de Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından tescilli ilk zirai İHA, TARNET’in talebi ve iş birliğiyle APE Dron Teknolojileri tarafından 2021 yılında geliştirilmiştir. *
* Sözleşmeler hukuki nedenlerle kaynak olarak kullanılamamaktadır. Bu bilgi kamuya açık bir kaynakta belgelenmemekle birlikte yazarın konuya doğrudan bilgisine dayanmaktadır.
Metinde zirai İHA için bundan sonra “ZİHA” kısaltması kullanılacaktır. Tartışma çoğunlukla teknolojinin kendisi üzerinden yürür. Oysa asıl belirleyici olan, sınırlı kaynakların birim alanda nasıl yönetildiğidir. Bu çalışma, ZİHA ile geleneksel traktörlü uygulamayı karşılaştırır. Karşılaştırma, 2022-2024’te toplanan MANA ve TARNET operasyonel verilerine dayanır. Çalışma, bulguları Türkiye ölçeğine iz düşürür. Ayrıca saha gözlemlerini, uluslararası kullanımı, sınırlılıkları ve düzenleme çerçevesini ele alır.
2. Operasyonel Karşılaştırma: ZİHA ve Traktör
Geleneksel yöntemlerle karşılaştırma, dekar başına beş eksende belirgin fark ortaya koyar: su, kimyasal girdi, ürün kaybı, yakıt ve süre. Traktörlü pulverizasyon bir dekarda 30-50 litre su tüketir. ZİHA aynı işi yaklaşık 0,9 litreyle görür. Traktör dekar başına 0,5-2 litre mazot harcar. Elektrikle çalışan ZİHA ise doğrudan yakıt tüketmez. Süre tarafında da fark belirgindir. Uygun arazi koşullarında ve eşdeğer dozlarda traktörle 4-5 dakika süren bir uygulama, ZİHA ile yaklaşık 1 dakikada tamamlanır. Traktörlü uygulama bir ila üç kişi gerektirir. Otonom uçuş planlaması bu ihtiyacı asgariye çeker. Kimyasal girdide yüzde 20 ve üzeri tasarruf raporlanır. Bu oran ürün, zararlı ve koşula göre değişir. Traktörün tekerlek izi kaynaklı yüzde 5-7’lik ürün kaybı ZİHA’da oluşmaz. Ancak uygulamanın başarısı rüzgâr, damlacık çapı, uçuş yüksekliği ve formülasyon uyumuna bağlıdır. Bu değerler saha ve karşılaştırmalı uygulama verilerinden türetilmiş temsilî büyüklüklerdir. Platform ve ürüne göre değişebilirler.
Bu veriler tekil bir avantajdan daha ziyade, birbirini güçlendiren bir küme tanımlar. Su tasarrufu, kuraklıkta doğrudan bir dayanıklılık unsurudur. Ürün kaybının kalkması, mevcut alandan daha yüksek hasat demektir. Yakıtın sıfırlanması ise hem maliyeti hem de karbon ayak izini düşürür. Çok bantlı kameralarla donatılan platformlar hastalık ve zararlıyı erken haritalar. Böylece dron bir erken teşhis aracına da dönüşür. Sonuç olarak ZİHA, salt bir ilaçlama aracı değil, kaynak yoğunluğunu düşüren bir yöntemdir.
3. Ölçek Analizi: Bulguların Türkiye Tarım Alanına İzdüşümü
Operasyonel farkın anlamı ülke ölçeğinde belirginleşir. Aşağıdaki izdüşüm, işlenen tarım alanının (yaklaşık 24 milyon hektar; TÜİK, 2024) yarısının ZİHA ile ilaçlandığını varsayar. Bu, yaklaşık 12 milyon hektara, yani 120 milyon dekara karşılık gelir. Hesaplar tek bir uygulama turu içindir. Mevsim boyunca tekrarlanan turlarda etki katlanır. Verilen sayılar kesin bir ölçü değil, büyüklük mertebesini gösteren kestirimlerdir. Bu kestirim, arazi parçalılığının kısıtlarını dışarıda bırakan idealize bir üst sınırdır.
Alanın büyüklüğünü anlaşılmasını kolaylaştırmak için bir benzetme yararlıdır. Dünyanın tek parça hâlindeki en büyük tarım işletmesi, yaklaşık 1,6 milyon dekarlık TİGEM Ceylanpınar İşletmesidir (Tarım ve Orman Bakanlığı, 2024). Söz konusu alan bunun yaklaşık 75 katıdır. İnsan algısı soyut “milyon hektar” büyüklüklerini güç kavrar. Bu ölçü ise dönüşümün boyutunu somut ve akılda kalıcı kılmaktadır.
Su tarafında dekar başına 29-49 litrelik bir fark vardır. Bu fark, 120 milyon dekarda tek turda 3,5-5,9 milyon metreküpe ulaşır. Mevsimde ortalama üç uygulamayla tasarruf, Çubuk-1 Barajı’nın hacmi mertebesine çıkar. Cumhuriyet’in ilk barajı olan bu tesisin kuruluş kapasitesi yaklaşık 13,5 milyon metreküptür (DSİ). Asıl çarpıcı bulgu ise mutlak hacim değil, orandır. Traktör, aynı iş için ZİHA’dan 33 ila 55 kat fazla temiz suyu kimyasalla tarlaya verir. Ekonomik olarak sulanabilir alanın yaklaşık 8,5 milyon hektarla sınırlı olduğu bir ülkede bu oran başlı başına bir politika sinyalidir (DSİ, 2024).
Ürün kaybı da doğrudan verime dönüşür. Tekerlek izi kaynaklı yüzde 5-7’lik kayıp ZİHA’da ortadan kalkar. İhtiyatlı bir yüzde 4 oranıyla bile 12 milyon hektarda yaklaşık 480 bin hektarlık üretim eşdeğeri geri kazanılır. Bu, yaklaşık üç Ceylanpınar’lık hasada denktir. Üstelik kazanım, yeni bir dönüm açmadan mevcut alandan elde edilir. Yakıt tarafında da tablo benzerdir. Dekar başına 0,5-2 litrelik tüketim, 120 milyon dekarda tek turda 60-240 milyon litre mazot demektir. Litre başına yaklaşık 2,64 kilogram karbondioksit açığa çıkar. Böylece tek bir turda dahi 158 bin ila 634 bin ton karbondioksit önlenir. Elektrikli ZİHA bu salımı doğrudan ortadan kaldırır. Net çevresel kazanç ise elektriğin üretim kaynağına bağlıdır.
4. Saha Uygulaması: Operasyonel Disiplin ve Bulgular
Operasyonel verilerin saha karşılığı, 2022-2024’te yürütülen yaklaşık 500.000 hektarlık ilaçlama çalışmalarında gözlenmiştir. Bu çalışmalar, yazarın söz konusu dönemde kurucusu ve yöneticisi olduğu MANA Havacılık bünyesinde yürütülmüştür.
Sahadaki her operasyon; biri uçuş ve sistemden, diğeri ziraattan sorumlu iki kişilik ekiplerle yürütülmüştür. Ekipler yalnızca cihazın teknik limitlerine bağlı kalmamış, arazi eğimi, rüzgâr, sıcaklık ve komşu parsele yakınlık gibi saha kısıtları da kurallara dahil edilmiştir. Önceden belirlenmiş usullerin dışındaki kararlar sahaya bırakılmamış, bu kararlar; merkezde sürekli görev yapan bir ziraat mühendisi direktörün onayına bağlanmıştır. Böylece uygulama bireysel inisiyatiften çıkarıldı ve denetlenebilir bir karar zinciri kurulmuştur. Bu yapı, yanlış ilaç, doz ve sürüklenme risklerini sınırlamış ve yanlış uygulamaların vereceği birçok zararı uygulama disiplini ile önlemiştir.







