Bir karnaval yaşadım, hayatım değişti.
Bu yıl Adana Portakal Çiçeği Festivali’ne ilk defa katıldım.
Tek kelimeyle gözlemim şu:
“Şaa haaa neydi…”
Bütün Adana’yı kutluyorum.
PORTAKAL ÇİÇEĞİNİN BU YIL DÖRT YILDIZI VARDI
Bu yılki festivalin bana göre 4 yıldızı vardı.
Popülarite sıralamasına koyarsam…
Fatih Altaylı, Özlem Gürses, Ayşe Arman…
Ve bir de perde gerisindeki star.
Festival Komitesi Başkanı Ali Rıza Bozkurt…
Bugün size bu festivalde 48 saat içinde gördüklerimi ve hissettiklerimi anlatmak istiyorum.
Biraz abarttığımı düşünürseniz şunu hatırlayın.
Gerçek duygularımı ve coşkumu abartmadan anlatamıyorum.
BENİM İÇİN FESTİVAL BİR JÜRİ MASASINDA BAŞLADI
48 saatlik festival gezime, geçen cuma sabahı Adana Sheraton Oteli’nin bahçesinden başlayacağım…
Bahçeye küçük standlar kurulmuş, birçok yerel üretici ürünlerini tanıtıyor.
Başlarında portakal çiçeklerinden taçlar ve rengarenk karnaval kıyafetleriyle kadınlar dolaşıyor.
Adana Portal Çiçeği Festivali, tam anlamıyla burada başlıyor.
Bahçenin bir ucunda büyük bir sahne kurulmuş.
Tam karşında ise üç uzun masa.
MASADA ÜÇ GAZETECİ, İKİ GASTRONOMİ HOCASI
Soldaki yerel tatlılar; ortadaki genel yemekler; sağdaki ise yerel yemek ve çorba jürilerinin masası.
Ortadaki masanın beş kişilik jürisinde ben de varım.
Jürinin öteki üyeleri Fatih Altaylı, Gastronomi yazarı Ebru Erke, Özyeğin Üniversitesi Kordon Bleu Gastronomi bölümü öğretim üyelerinden Francesco di Marzio ve Özyeğin Üniversitesi Le Cordon Bleu Türkiye Direktörü Defne Ertan Tüysüzoğlu.
En büyüğü 27 yaşındaki genç şeflerin yaptığı yemekleri tadıyoruz.
Aralarında bazıları 2006 doğumlu.
Çoğu öğrenci.
Cıvıl cıvıl, tutkulu ve güzel çocuklar.
70’LERDE OCTAVIO PAZ’I OKUMAYA BAŞLADIĞIMDAN BERİ FESTİVAL TUTKUNUYUM
1970’li yıllarda Meksikalı yazar Octavio Paz’ı okuduğumdan beri festivaller ve karnavallar sosyolog olarak hep çok ilgimi çeken insan birliktelikleri.
Octavio Paz gibi ben de karnaval ve festivallerin toplumun bütün kesimlerini biraraya getiren mutluluk vahaları olduğuna inanıyorum.
Bu jüri masasından aşağı doğru bakıyorum…
Biraz aşağıda Seyhan Nehri ve üzerindeki köprüler şehre inanılmaz bir modernite veriyor.
Sol tarafımda Sabancı Ailesi tarafından yaptırılan 6 minareli Sabancı Merkez Camisi…
YAŞAR KEMAL VE ORHAN KEMAL’İN ŞU CÜMLELERİNİ HATIRLIYORUM
Bu şehir Orta Doğu ile Batı arasında gerçek bir örnek yaratıyor.
Yaşar Kemal geliyor aklıma…
“İnce Memed’in ayak bastığı her yer Çukurova’nın kaderidir…”
Ve Orhan Kemal’in cümleleri:
“Fabrika düdüğü çaldı mı, Adana’nın kalbi atmaya başlar…”
Şimdiyse Festival’in düdüğü işte bu jüri masasının önünde çalmaya başlıyor ve Portakal Çiçeği’nin kalbi atmaya başlıyor.








