Uludağ İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Berdan Ber, 2025’te yaşanan don felaketi, kur baskısı ve artan maliyetlerin yaş meyve sebze ihracatında rekabet gücünü zayıflattığını söyledi. Ber, İran’daki gelişmelerin Rusya pazarında Türkiye için fırsat yaratabileceğini ancak Ortadoğu hattında risklerin sürdüğünü belirtirken, navlun ve kur desteğinin sektörde kritik önem taşıdığına dikkat çekti.
Uludağ İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Berdan Ber, yaş meyve sebze sektörünün 2025’i üretim ve ihracat açısından zorlu koşullarda kapattığını belirtti. Ber, özellikle nisan ayında yaşanan don felaketinin meyve rekoltesinde ciddi kayıplara yol açtığını, bu durumun hem ihracat hacmini düşürdüğünü hem de iç piyasada fiyatları yukarı çektiğini ifade etti.
Ber’in verdiği bilgiye göre, 2025’te bir önceki yıla kıyasla ihracatta miktar bazında yüzde 16 düşüş, değer bazında ise yüzde 9 artış yaşandı. Böylece yaklaşık 4,2 milyon ton seviyesindeki ihracat 3,5 milyon tona gerilerken, ihracat geliri 3,4 milyar dolardan 3,7 milyar dolara yükseldi.
Nisan ayındaki don olayının özellikle kiraz, şeftali, armut, elma, nar ve ayva gibi ürünlerde ciddi ürün kaybına neden olduğunu belirten Ber, çiçeklenme ve tomurcuklanma döneminde yaşanan bu kayıpların ihracat performansını doğrudan etkilediğini vurguladı.
Kur baskısı rekabet gücünü aşındırdı
Ber, 2025’te yalnızca iklim kaynaklı sorunların değil, ekonomi politikalarının da sektör üzerinde belirleyici olduğunu söyledi. Döviz kurlarının enflasyon karşısında zayıf kalmasının, büyük emekle kazanılan dış pazarlarda Türkiye’nin rekabet gücünü aşındırdığını belirten Ber, özellikle Avrupa eksenli yakın rakip üretici ülkelere göre maliyet baskısının arttığını ifade etti.
Yaş meyve sebze ihracatının toplam ekonomik büyüklük içindeki payının sınırlı olduğuna dikkat çeken Ber, buna rağmen sektörün üretim ve istihdam açısından stratejik bir rol oynadığını kaydetti. Ber, toplam ihracata verilecek yaklaşık yüzde 5’lik bir kur desteğinin, kamuya düşük maliyetle yansıyacağını ancak yüz binlerce üretici ve ihracatçı açısından önemli bir rahatlama sağlayabileceğini dile getirdi.
2026’da ana riskler: Maliyet, kur ve lojistik
2026 yılına ilişkin değerlendirmesinde Ber, iklim koşullarının şu aşamada mevsim normallerinde seyrettiğini ve üretim tarafında şimdilik belirgin bir risk görünmediğini söyledi. Ancak maliyetler, kur politikası ve lojistik tarafındaki baskının sürdüğünü vurgulayan Ber, özellikle devlet destekli rakip ülkelerin Türkiye’nin pazar payını zorladığını ifade etti.
Ber, son dönemde üretimde öne çıkan ülkelerden biri olan Mısır’ın, ihracata doğrudan devlet destekleriyle uluslararası pazarlarda daha agresif hale geldiğini belirterek, “Büyük emekle elde edilen pazarları kaybetmek çok kolay olabiliyor” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin dünyanın 4. büyük yaş meyve sebze üreticisi olduğunu hatırlatan Ber, toplam üretimin yalnızca yüzde 7-8’lik bölümünün ihracata konu olduğunu, ancak ihracatın özellikle örtü altı üretim ve meyvecilikte üretici için en önemli motivasyon kaynağı olduğunu vurguladı.
İran savaşı sonrası Rusya pazarı fırsata dönüşebilir
İran’daki gelişmelerin bölgesel tedarik zincirleri üzerindeki etkisinin henüz netleşmediğini belirten Ber, İran üretiminde yaşanabilecek olası daralmanın Türkiye’yi özellikle Rusya pazarı açısından yeniden öne çıkarabileceğini söyledi.
Ber, Rusya ile İran arasındaki güçlü ticari bağlara işaret ederek, Türkiye’nin geçmişte yaşanan uçak krizi döneminde bu pazarda önemli kayıplar verdiğini hatırlattı. Buna rağmen İran’ın üretim tarafında zayıflaması halinde Türkiye için yeni bir fırsat penceresi açılabileceğini ifade eden Ber, “Bu süreç henüz erken aşamada ancak güçlü bir pozisyon almakta fayda var” dedi.
Ortadoğu pazarları açısından ise belirsizlik ve risklerin sürdüğünü belirten Ber, buna karşın arz fazlası oluşması halinde Türkiye’nin Avrupa’daki alternatif tedarikçilere karşı yeniden rekabet avantajı elde edebileceğini dile getirdi.
Navlun artışı kârlılığı törpülüyor
Navlun maliyetlerindeki artışın, sektördeki diğer girdi baskılarıyla birlikte ihracatçının kârlılığını zayıflattığını belirten Ber, özellikle Uzak Doğu ve denizaşırı pazarlarda lojistik maliyetlerin daha belirgin bir sorun haline geldiğini söyledi.
Ber, bu pazarlarda devlet destekli hava ve deniz lojistiği modellerinin devreye alınmasının pazar payını artırabileceğini savunurken, yakın coğrafyada ise dönemsel navlun desteği ya da vergisiz mazot desteği gibi mekanizmaların ihracatçıyı rahatlatabileceğini kaydetti.
Pestisit tarafında ilerleme var, maliyet yükü sürüyor
Pestisit ve gıda güvenliği konusunda Türkiye’nin son yıllarda önemli bir mesafe kat ettiğini belirten Ber, Tarım ve Orman Bakanlığı, ihracatçı birlikleri ve firmaların yoğun çalışmalarıyla izlenebilirlik temelli sistemlerin güçlendiğini ifade etti.
Ber, Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük üretici ülkelerinden biri olmasına rağmen pestisit kullanımında 4. sırada yer aldığını, Avrupa Birliği’nin RASSF bildirimlerinde ise binde 3 (yüzde 0,3) seviyesinde geri bildirim aldığını söyledi.





