Çiftçi üretimden çekiliyor, tüketici her geçen gün daha pahalı gıdaya ulaşıyor, tarım ise ithalata bağımlı hale geliyor. Buna rağmen Türkiye, en büyük gıda ihracatçıları ligine oynuyor. Tarımda şirketlerin hakimiyeti giderek büyürken ihracattaki artış ne çiftçiyi zenginleştiriyor ne de tüketiciyi ucuz gıdaya ulaştırıyor.
Tarımsal üretimin giderek daha fazla dışa bağımlı hale geldiği, artan maliyetlerin üretimi tehdit ettiği, çiftçinin üretimden koptuğu, tüketicinin gıdaya her geçen gün daha pahalıya ulaştığı, yıllık gıda enflasyonun yüzde 35,4 ile genel enflasyonun da üzerinde seyrettiği bir dönemde Türkiye gıda ihracatçısı ülkeler ligine giriyor.
Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) verilerine göre Türkiye 2024 yılında 31,4 milyar dolarlık ihracatla dünyanın 14’üncü büyük tarım-gıda ihracatçısı oldu.
Dünyanın en büyük 30 gıda ihracatçısı ülkesi, yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık küresel tarım ihracatının yüzde 80’inden fazlasını gerçekleştiriyor.
İlk 10 ülkenin payı ise dünya toplamının yarısına ulaşıyor. Bu tablo, küresel gıda ticaretinin belirli ülkelerde yoğunlaştığını ve uluslararası gıda arzının bu sınırlı sayıdaki ülkeye bağlı olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin yüzde 2,1 pay elde ettiği küresel ihracat liginin başını ise ABD, Brezilya, Çin, Kanada ve Meksika çekiyor.
Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu’nun (TGDF) TÜİK verilerinden derlediği bilgilere göre, 2026 yılı Mayıs itibarıyla tarım, gıda ve içecek sektörünün ihracatı 11,64 milyar dolara çıktı. Bu dönemde yapılan ithalat ise 11,34 milyar dolar oldu.
Sektörün en çok ihracat gerçekleştirdiği ülkeler arasında ilk üç Irak, Almanya ve Rusya oldu. En fazla ihracatın 1,964 milyar dolar ile Yaş Meyve/Sebze sektöründe yapıldığı görüldü.
Bunu sırasıyla Şekerli Mamuller sektörü, Sert Kabuklu Meyveler sektörü izledi. Yaş Meyve/Sebze sektörünün toplam ihracat içindeki payı yüzde 19,92, Şekerli Mamuller sektörünün yüzde 12,59, Sert Kabuklu Meyveler sektörünün yüzde 12,38 oldu.







