Hangi birini yazayım.
İki buçuk güne sığdırdıklarımızı bir yazıya sığdırmak öyle zor ki…
Edremit… Balıkesir… Türkiye’nin bereketli toprakları… Bereket üreten insanları… Ne isterseniz var… Emekliler… Kadim dostlar, Vatan Partili elsever, geleceğin güzelleri, karşılıksız vericiler… Sanatçılar… Türküler… Akşam yemeği… Sabah kahvaltısı…
Sonra Bergama, Aziziye Köyü var. Akşamına İzmir’deyiz. Sabah erkenden Karaburun Vatan Partisi Öncü Gençlik Kampı. Sabah Genel Başkan Doğu Perinçek’in, öğleden sonra da benim dersim var. Akşam İzmir İl Örgütümüzün yemeği.
Yine sabah erken kahvaltıda İzmir Kemeraltı esnafıyla birlikteyiz.
Hepsi sırada, bizden program bekler.
ZEYTİN BAHÇESİNDE YENİ UFUKLAR
Edremit’ten başlayalım.
Ulusal Kanal ve Yeni Ufuklar, klasiğini bozmadı elbette… Buralardan eli boş dönmek olmaz. Zeytinin ve zeytincilerin hatırını sormadan geçilip gidilir mi… Dedik bismillah, başladık. Sabahın köründe Edremit Vatan Partisi’nin becerikli örgütçü İlçe Başkanımız İbrahim Baydır’ın bahçesinde ağaçların altına masa kurduk, stüdyo hazırladık. Değerli kameramanımız işsever Alikan Uçar İstanbul’dan; çiçeği burnunda ama ustalığına diyecek olmayan çalışkan İzmir Temsilcimiz Muhammed Çopur İzmir’den fırladı geldi.
Atadan zeytinci ama aynı zamanda Ziraat Mühendisi Edremit Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çetin ve bütün yörenin tanıdığı usta üretici, bıraksanız zeytinin kitabını yazacak Edremit Körfezi Zeytin Üreticileri Federasyonu Başkanı Mehmet Semerci’yle birlikte ilk önce soframızı donattık. Masa da masa hani… Örtüsü bile zeytin desenli… Taze ekmek… Program bir an önce bitse de, bandırsam diye zor beklediğim soğuk sıkım zeytinyağı önümüzdeki zeytin desenli tabakta…
BEŞİKTEN BU YANA ZEYTİN
Beşikten bu yana soframızın baş tacı zeytinlerimizi ve zeytinyağımızı konuştuk.
Üreticimizi de “efendi” yapabiliyor muyuz..
Zeytincimiz ve zeytinciliğimiz için biz ne yapıyoruz, ne yapmalıyız…
Bilim ve teknolojiyle nasıl buluşturabiliriz…
Sorunlar ve çözümler…
Zeytinde var yılı yok yılı diye mi tahminlerde bulunuluyor…
Artık rüzgârın yönüne parmağımızı ıslatarak bakmıyoruz, değil mi…
Teknolojiden nasıl yararlanabiliriz.
ÜRETMEK YETMEZ SATMAK LAZIM
Üretmek yetmiyor, satamadıktan sonra…
İhracatta, hatta iç pazarda ne yapılabilir..
Sanayisi… Sunumu … Bir keresinde yıllarca önce gazeteciler bir toplantıdan Yunanistan’dan dönüyorduk. Havaalanında bir sürü paralar verip küçücük şişe zeytinyağı almışlardı. Ne o? İçine bir dal kekik koymuşlar… Nasıl içime oturmuştu.
Kozmetikte vb. kim bilir neler yapılır. Ben artık Çin’e giderken öyle lokum filan değil zeytinyağlı sabun, krem götürüyorum. Çinliler zeytinyağını keşfettiler. Sağlıklarına çok düşkündürler.
Bazen atık maddesi bile işe yarayabiliyor.
Batı’nın damak tadını biliyoruz. Laf aramızda turşu gibi zeytin yiyorlar.
Çinliler var, Asya pazarı var… yeni tanışıyorlar..
Dış pazarlar fuarlar… Yükselen Asya’nın sunduğu olanaklar.
Bütün bunlara bir destek yok mu…






