Resmi rakamlara göre 53 bin insanımızı kaybettiğimiz, 632 bin 667 konut, 108 bin ticarethane, 22 bin 792 ahır ve samanlığın orta ve üzeri hasarla kullanılamaz hale geldiği 6 Şubat depreminin üzerinden 3 yıl geçti.
Ülkenin toplam bitkisel üretiminin yüzde 20’si, hayvan varlığının yüzde 15’i 6 Şubat depreminin yıktığı 11 ilde bulunuyordu. Tarım ve ormancılık ürünleri ihracatının yüzde 20’si deprem bölgesinden yapılıyordu.
8 bin 241 büyükbaş, 64 bin 260 küçükbaş, 50 bine yakın kanatlı hayvan; sadece Adıyaman ve Malatya’da 700 binin üzerinde civciv telef oldu. 13 binin üzerinde ahır ve ağıl yıkılırken, 7 bine yakın arı kovanı zarar gördü.
3 yılın sonunda bütün deprem illerinde 51 bin 490 köy evi yapıldığı belirtiliyor. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının raporuna göre bugün hâlâ kırsalda, yani köylerde, 56 bin 401 konteynerde 137 bin 383 kişi yaşamını sürdürüyor.
Hâlâ barınacak sağlıklı bir eve sahip olmamak önemli bir sorunken, yapılan köy evlerinin durumu da başka bir sorun. Binlerce köy evi yapıldı ama yanında ya da altında ahır, ağıl ve samanlık yok. Osmaniye Kırmacılı köyünde “deprem köy evleri (tip 2 daire)” diye yapılan köy evleri de tek katlı müstakil. Maraş Göksun’da, Elbistan Büyükyapalak köyünde, Adıyaman Gölyurt Tillo köyünde tek katlı müstakil evler yapıldı.
Malatya Doğanşehir’de 100 köy evi, bir tepenin eteği oyularak yapılmış ve etrafına başka bir şey yapılması mümkün olmayan bir yerde bulunuyor. Traktör başta olmak üzere tarım alet ve makinelerinin konulabileceği depo yok. Köy evlerinin birbirine yakınlığı nedeniyle bir park alanı da yok.
Köy evi değil, tatil köyü desek o da değil. Yan yana, birbirine çok yakın yapılan evler bir köyden ziyade mahalle olmuş durumda. Mahalle var, köy yok. Yerleşim var, bakkal yok. Köylerde köy meydanı olur; meydan yok. Ölüsünü kaldıracak alan, musalla taşı yok. Köylerde sağlık ocağı olurdu, sağlık ocağı da yok. Tepenin sırtında, ovanın yüzünde evler…
Hiç ahır yok değil; yapılan ya da yapılması planlananlar var ama onlar da köylüye yakın değil. Adıyaman’da köylüye TOKİ’den ev kurası çekilirken, ahırın kilometrelerce uzakta, başka bir yerde yapılacağı belirtilmiş. Malatya Ören’de evler köyün bir yerinde, yapılacak ahırlar ise başka bir yerinde. Hayvanları için ahır, malzemeleri için depo bulunmaması nedeniyle hayvanlarını satmak zorunda kaldıklarını belirten köylüler var.
Depremden 3 yıl sonra yapılan köy evlerine bakınca, Erdoğan iktidarının uzun yıllara yayılan tarımda kapitalist dönüşüm ve tarımda şirketleşmeyi, depremi fırsata dönüştürerek hızlandırdığını söyleyebiliriz. 23 yıllık Erdoğan iktidarının ilk yıllarında 6 yıl Tarım Bakanlığı yapan Mehdi Eker, “Ya köylüler şirketleşecek ya da şirketler tarım üretimine el atacak.” demişti. Bahsedilen bu şirketleşme, uzun zamana yayılan tarımda kapitalist dönüşümün ilanıydı ve öyle de oldu.






