Dünya nüfusunun yarısından fazlasını besleyen pirinç üretimi, artık iklim krizi açısından da kritik bir risk alanı haline geliyor. Yeni bir araştırmaya göre, çeltik tarlalarından kaynaklanan sera gazı emisyonları 1960’lardan bu yana neredeyse ikiye katlandı.
Dünya gıda sisteminin temel ürünlerinden biri olan pirinç, artık yalnızca gıda arz güvenliği açısından değil, iklim krizi açısından da tartışmaların merkezine yerleşiyor.
Boston College ve CSIRO araştırmacılarının yayımladığı yeni çalışmaya göre, çeltik tarlalarından kaynaklanan sera gazı emisyonları 1960’lı yıllardan bu yana neredeyse iki katına çıktı. 2010’lu yıllarda yıllık ortalama emisyon miktarı 1,1 milyar ton karbondioksit eşdeğerine ulaştı. Bu rakam yaklaşık 239 milyon otomobilin yıllık emisyonuna eşdeğer.
Araştırma, pirinç üretiminin hayvancılık dışında tarım sektöründeki en büyük emisyon kaynaklarından biri haline geldiğini ortaya koyuyor. Üstelik küresel pirinç talebinin artmaya devam etmesi bekleniyor.
Sorunun merkezinde ise pirincin üretim şekli bulunuyor.
Pirinç, çoğunlukla su altında kalan tarlalarda yetiştiriliyor. Ancak bu suyla kaplı ortam, metan üreten mikroorganizmalar için ideal koşullar oluşturuyor. Böylece tarımsal üretim yapılırken aynı zamanda güçlü sera gazları atmosfere salınıyor.
Araştırmaya göre, emisyonlardaki artışın iki temel nedeni var: pirinç ekim alanlarının genişlemesi ve üretim yöntemlerinin yoğunlaşması.
Özellikle Afrika’da pirinç ekim alanlarının 1960’lardan bu yana yaklaşık iki katına çıkması, bölgedeki metan emisyonlarını da ciddi şekilde artırdı.
Ancak asıl dikkat çekici unsur üretim teknikleri. Çiftçiler daha yüksek verim almak için daha fazla gübre kullanıyor, daha sık ekim yapıyor ve organik atıkları toprağa geri kazandırıyor. Özellikle hasat sonrası sapların tarlada bırakılarak toprağa sürülmesi, emisyon artışında önemli rol oynuyor. Araştırmaya göre bu uygulama, 1960’lardan bu yana pirinç kaynaklı net emisyon artışının yaklaşık yüzde 18’inden sorumlu.
Çünkü toprağa karışan organik madde, mikroorganizmalar tarafından parçalanırken daha fazla metan açığa çıkıyor.
Bir diğer kritik unsur ise gübre kullanımı. Araştırma, sentetik azotlu gübre kullanımının 2000 sonrası yaklaşık yüzde 76 arttığını ortaya koyuyor. Bu durum yalnızca metanı değil, güçlü bir sera gazı olan nitröz oksit emisyonlarını da artırıyor.
İklim değişikliği ise bu döngüyü daha da hızlandırıyor. Artan sıcaklıklar, topraktaki mikrobiyal faaliyetleri artırarak emisyonları daha da yükseltiyor. Yani pirinç üretimi hem iklim değişikliğinden etkileniyor hem de onu besleyen bir mekanizma haline geliyor.







