ABD ve NATO’nun askeri müdahaleleri sadece insanları ve kentleri değil, küresel gıda güvenliğini ve tarım alanlarını da hedef alan büyük ekolojik yıkımlara yol açıyor. Tarih, savaşların tarım üzerindeki kalıcı tahribatlarıyla dolu.
NATO üyesi olduğu için Türkiye’nin de katılması istense de o dönem ABD karşısında Vietnam’ın yanında duran halktan tepki görmemek için Türkiye, Vietnam savaşına katılmadı. ABD, Vietnam’da direnişin kırılması için halkın temel gıdası olan pirinci yakmak ister fakat yanmadığını görünce, 2 bin kilometrekarelik alanda havadan arsenik bazlı kimyasal ile çeltik tarlalarını kurutarak Vietnamlıları açlığa mahkum etmek istedi. Arsenik bazlı kimyasal, toprakta kalıcı kirliliğe yol açtığı gibi yer altı suyuna karışarak 40 yıl sonra bile üretilen pirinçte arsenik tespit edilmesine neden oldu. Vietnam Savaşı’nın üzerinden 50 yıl geçti. Mayın danışma grubu (MAG) verilerine göre savaşta bırakılan 5 milyondan fazla bombanın etkileri yarım asırdır devam ediyor. Vietnam’da bugüne kadar 300 milyon metrekarelik alanda 400 binden fazla patlayıcı imha edildi.
SSCB’nin dağılması sonrası Yugoslavya’da Müslümanlar, Sırplar ve Hırvatlar arasındaki çatışmayı körükleyerek Yugoslavya’yı parçalayan ABD ve NATO’nun açtığı savaşın sonuçları ağır oldu. Köylerin yerle bir edildiği savaşta tarım kooperatifleri ve hayvancılık yapılan ahır ve tesisler yıkıldı. Traktör, tarım alet ve makineleri tahrip edilerek kullanılamaz hale geldi. Başta Bosna-Hersek olmak üzere çatışma alanlarına döşenen milyonlarca kara mayını nedeniyle yüz binlerce dekar tarım alanı ve ormanlık alan kullanılamaz hale geldi. Halk yıllarca güvenle tarım alanlarına giremedi. Bosna-Hersek Mayın Eylem Merkezi, yaklaşık 838 milyon metrekarelik bir alanın kirlendiğini tahmin ediyor. MAG verilerine göre 2024 yılı itibariyle Bosna Hersek’te yaklaşık 11 milyon metrekare alan mayın ve patlayıcılardan temizlenirken 3 bin 266 mayın ve patlamamış bomba imha edildi.
11 Eylül saldırılarıyla Amerika’da ikiz kulelerin yıkılması sonucu el Kaide ve Taliban’ı hedef alarak, başta ABD olmak üzere NATO üyesi İngiltere, Kanada, Almanya, Fransa, İtalya başkaca ülkeler, birlikte Afganistan’ı işgal ettiler. BM işgali resmileştirdi ve 2003’te komutası NATO’ya devredilen Uluslararası Güvenlik Yardım Gücünü (ISAF) kurdu. Afganistan işgali, tarım altyapısının çökmesine, tarım arazilerinin mayınlanmasına, sulama sistemlerinin tahrip olmasına yol açtı. Tahıl ambarı olarak bilinen Kunduz kırsalı ve pek çok bölgede tarım üretimi yapılamaz hale geldi. Ülkedeki yer altı su kanalları ya tahrip oldu ya da bakımsız kaldılar. ABD, IŞİD’in saklanma yeri olduğu gerekçesiyle yaptığı drone saldırısıyla çam fıstığı toplayan 30 köylüyü öldürdü.
Tarım alanlarına düşen mayınlar, patlamamış mühimmatlar tarlaları girilemez hale getirdi. Çiftçiler şehirlere veya yurt dışına göç etmek zorunda kaldılar. Yaşanan bu yıkım süreci gıda üretiminin düşmesine, kırsal nüfusta tarımla uğraşanların gelirlerini kaybetmesine neden oldu. Hayatta kalabilme mücadelesi, Afganları haşhaş ekimine ve afyon üretimine yöneltti. Eskiden gıda ihracatçı olan Afganistan, gıda ithalatçısı ve yabancı yardımına muhtaç hale geldi.
ABD, yanına aldığı NATO üyesi ülkelere ek olarak Güney Kore ve Avusturalya ile birlikte Irak’ı işgal etti. Tarımda ilk zarar gören yerler sulama ve su yapıları oldu. 2003 sonrası Irak’ta tarım üretimi yüzde 90 azaldı. Arıtma tesisleri tahrip olduğu için kanalizasyon atıkları Dicle Nehri’ne akarken, halk hem bu kirli suyu içti hem de tarım alanlarını suladı. Buna bir de ABD ordusunun tehlikeli ve ağır metal yüklü atıkları eklenince Dicle’nin içme suyu olarak kullanıldığı bölgelerde sinir sistemi hastalıkları ve kanser vakalarında artış oldu.
ABD işgali sonrası oluşturulan geçici koalisyon yönetimi yayımladığı talimatla, köylülerin kendi yerel tohumlarını saklamasını, takas etmesini ve kullanmasını yasakladı. Böylece patentli ve genetiği değiştirilmiş tohumların kullanılması ve tarım ilaçlarının satın alınması dayatıldı. Irak tarımı tekellerinin hakimiyetine geçti.







