Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan ve dünyaya örnek olan tarımsal ekosistem neden can çekişiyor? Üreticinin yaşadığı zorluklar ve kaybolan değerler.
Küllerden Kurulanlar, Gölgeye Dönenler
TÜRKŞEKER’den TMO’ya, Köy Enstitüleri’nden Tarım Kredi’ye… Savaştan çıkan bir ülkeyi dünyaya örnek kılan o devasa tarımsal ekosistem bugün neden köylünün üretimine gerçek değerini vermekten uzak ve can çekişiyor?
Savaştan yeni çıkmış, milyonlarca kilometrekareden 768 bin metrekareye sıkışmış, insanını ve ekonomisini kaybetmiş bir ülke… Ancak inancını bir an olsun yitirmeyen bir Cumhuriyet, elleri nasırlı milleti ayağa kaldırmak için dünyaya örnek olacak devrim niteliğinde adımlar attı. Atatürk ve arkadaşları; ülkeyi sadece askerî ve siyasî bağımsızlıkla değil, üreten, ürettiğinin değerlendirildiği bir toprakla taçlandırmak istediler:
- Planlı Üretimin Mimarları: Şeker pancarıyla TÜRKŞEKER (1926), tarımın en büyük güvencesi TMO (1938), çiftçinin pazara açılan yüzü Tarım Kredi Kooperatifleri (1935) ve tarımsal Ar-Ge’nin lokomotifi olan Tarım Araştırma Enstitüleri (1925) bu vizyonun eserleriydi.
Ekonomi Kitabı
- Eğitim ve Üretim Seferberliği: Çiftçiyi bilimle buluşturan Tarım Meslek Liseleri, yerel kalkınmanın meşalesi Köy Enstitüleri (1940) ve kumaşımızın, ipliğimizin merkezi Sümerbank (1933) bu toprağın çocuklarını kendi kendine yeter hâle getirdi.
- Emeğin Kaleleri: TEKEL (1925), TZDK(1944), Karadeniz’in rızkı ÇAYKUR (1924) ve fındığın adresi Fiskobirlik gibi daha birçok kurum! Hangisini sayayım sizlere? Bu büyük kalkınma hamlesinin demirbaşlarıydı.






