Siyasi gelişmeler, tartışmalar gündemi sarsa da her evin bir diğer gerçeği bu:
Geçinebilmek, karın doyurabilmek.
Malum adı Kurban Bayramı.
Bir zamanlar inananlar ibadetlerini rahatça yerine getirir; akşamı beklemeden etler kavrulur, ailece sofraya oturulurdu.
Şimdi o günler çok uzakta…
Kavurmalı sofralar hayal…
Dışarıda da artık masa kurmak; çorba, ara sıcak, etli ana yemek, tatlı ve içecek hepsini birden sipariş etmek bütçe meselesi.
Bir ana yemek ve içecek ortalama bin 500 lira.
Kebap, içecek, salata, çorba, tatlı hesabı ise İstanbul’da ortalama 2 bin 500 lira.
4 kişilik aile için 10 bin liraya çıkabiliyor.
Tüketici isyanda.
Esnaf zorda.
Zorda çünkü; maliyet katlandıkça menüye yansıyor.
Ama nasıl yansıyor?
Cevabı işletmeci Ferdi Çelikbağ’dan aldım.
Tüketici İsyan Ediyor, Esnaf “Zarardayım” Diyor
Ferdi Çelikbağ:
“Maliyetimiz her yıl en az %60 artıyor. Menüye zamları parça parça koyuyoruz. Biz yılda 3 ya da 4 kez zam yaparız. %10’un üzerinde asla olmaz, müşteri gelmez. Bir süre dayanıyoruz, sonra rakam değişiyor. O arada kayıp büyük.”
Aksini yani yüksek zammı menüde gören ayağını kesiyor.
Yeme-içme sektöründe durum kritik.
“Esnaf Battı, Kepenkler İniyor”
Kışı çıkaramayan işletme sayısı arttı.
Ferdi Çelikbağ:
“Sektör zorda. Çok restoran kapandı, devreden çok oldu. Bakın Ortaköy’deyiz; eskiden kiralık dükkân bulunmazdı, şimdi kepenklerin hepsi inik. Esnaf battı. Açık olan yerlere bakın, içleri boş. Ben de her yıl %5 küçülüyorum.”







