Binlerce yıllık medeniyet ve kültürü bünyesinde barındıran ve dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan İstanbul’da uzun zamandır var olan bir açığı Lübnanlı bir işadamı ve Yunan şef kapattı: İçerisinde sirtaki yapılan, Yunan müzikleri çalan ve Yunan mutfağının en lezzetli örneklerinin sunulduğu bir restoran: İsmini Mykonos ve Santorini Adaları’ndan alan “Mykorini” restoranın kurucusu Lübnanlı Mouhamad Hadla, Yunan şefi Dimitris Koumis ve Yunan dans eğitmeni Christos Katounas ile yeni açılan restoranı konuştuk:.
Amacımız İstanbulluların kalbini kazanmak
Swot Hospitality CEO’su Mouhamad Hadla
İstanbul’da bir Yunan restoranı açma fikri nasıl ortaya çıktı?
Mykorini’nin hikayesi 2021 yılına dayanıyor. Swot Hospitality olarak Rixos Premium Belek’te, denizin üzerine kurulmuş iki iskelede ve zeytin ağaçlarıyla çevrili gizli bir mekânda balık restoranı geliştirmemiz için davet edildik. Orada şunu düşündüm: Burası eğlenceli bir Yunan tarzı balık restoranını hak ediyor. İki iskele adeta denizden yükselen Yunan adalarını andırıyordu. Ofise dönerken bu konsept üzerine düşündüm ve Mykorini adı doğdu.
Açılış viral oldu ve hem yerel halktan hem de turistlerden yoğun ilgi gördü. Bunun üzerine ertesi yıl, ülkenin dört bir yanından yoğun ziyaretçi çeken The Land of Legends’a açıldık. Burada neredeyse her gün beş-altı masa bize Mykorini’yi İstanbul’a getirmemizi söyledi. Böylece bir sonraki doğal adım ortaya çıktı: Tersane İstanbul.
Siz Lübnanlısınız ve Lübnan mutfağı da dünyaca ünlü. Neden Yunan mutfağı?
Swot Hospitality olarak Türk– Lübnan mutfaklarını en iyi şekilde harmanlayan ‘Asil’ markamız da var. Şu anda Asil’i Dubai ve Antalya’da işletiyoruz.
İstanbul için ise Mykorini’nin daha güçlü bir giriş yapacağına ve pazarın bu konsepti daha doğal şekilde benimseyeceğine inandık. Bu yüzden önce Mykorini’yi açmaya karar verdik. Ancak Asil de planlarımızda yer alıyor ve yakında İstanbul’da olacak





