TÜİK’in iki farklı alandaki verisini art arda okuyunca her şey daha net: İnsanlar gıdaya daha az para harcıyor ve protein açısından zengin ürünler çok pahalı olduğu için daha ucuz ve kalorili seçeneklere yöneliyor. Buna hareketsizlik eklenince karşımıza obezite gerçeği çıkıyor.
Uzun bir süredir benzer paylaşımlara hepimiz sık sık denk geliyoruz.
Avrupa’nın farklı kentlerinde yenilen yemeklerin görseli kadar ödenen hesaplar da sosyal medya üzerinden paylaşılıyor. Bir yanda Türkiye’deki adisyonlar, diğer yanda Avrupa’daki menü fiyatları karşılaştırılıyor. Paylaşımların altına yazılan yorumların sayısı ise meselenin ne kadar can yaktığını kanıtlar nitelikte.
Komşu Yunanistan’a günübirlik alışveriş turları artık sıradan bir haber başlığına döndü. Vatandaşın mutfak alışverişinin önemli bir kısmı sınır ötesinden temin edilir oldu.
Aslında bütün bu görüntüler eşliğinde alevlenen tartışma, mutfakta ve tabaklarda yaşanan daha büyük bir dönüşümün yansıması.
Bu dönüşüm yalnızca fiyatlarla ilgili değil.
Tüketim alışkanlıklarından restoran menülerine, HoReCa (Otel, restoran ve kafe) sektöründe kullanılan hammaddelerden, porsiyon büyüklüklerine kadar uzanan geniş bir değişimden söz ediyoruz.
Türkiye’de son yıllarda giderek daha çok can yakmaya başlayan enflasyon, gıda sektörünü belki de hiçbir dönemde olmadığı kadar derinden etkiledi. Fiyatların yükselmesi yalnızca tüketicinin satın alma gücünü azaltmadı. Aynı zamanda üreticinin, sanayicinin, marketin ve hizmet sektörünün de davranışlarını değiştirdi.
Tavuk en ulaşılabilir hayvansal protein
Bugün bir restorana gittiğinizde menü fiyatları geçmişe göre çok daha yüksek, bunu artık kanıksadık. Fakat dikkatli bakıldığında değişen sadece fiyatın kendisi değil. Porsiyonlar da değişiyor. Tabaktaki et miktarı azalırken, yanında gelen pilavın, makarnanın, patates kızartmasının veya salatanın miktarı artıyor. İskender kebabında daha az et, daha fazla ekmek görüyoruz. Pek çok geleneksel yemeklerde kırmızı etin hakimiyeti azalıyor, tavuğun ağırlığı artıyor. Döner tezgahlarının önemli bir bölümü kırmızı etten uzaklaşıp tavuk dönere geçmiş durumda. Bunu bir tercih olarak sunanlar olsa da büyük çoğunluk için bu bir maliyet zorunluluğu. Zira tüketicinin bütçesi ile işletmenin maliyeti arasındaki makas giderek açılıyor.
Aslında bu tablo yalnızca restoranlarda yaşanan bir değişim değil. Her şey dahil otellerden tutun da catering firmalarına kadar bu değişimden her sektör nasibini alıyor.







