Orta Doğu’da tırmanan çatışma ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığı aksaklıkları, küresel süt ve süt ürünleri sektöründe yeni maliyet baskıları meydana getirebilir.
Uzmanlara göre kriz, doğrudan süt üretimini değil; enerji, gübre ve lojistik gibi kritik girdiler üzerinden süt sektörünün maliyet yapısını etkileyebilir.
Hürmüz Boğazı, dünya enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Küresel petrolün yaklaşık %30’u ve sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) yaklaşık %20’si bu boğazdan geçiyor. Bu nedenle bölgede yaşanan olası bir aksama, enerji fiyatlarını ve buna bağlı üretim maliyetlerini hızla yukarı çekebilir. Artan enerji maliyetleri ise süt üretiminde kullanılan yem üretimi, gübre kullanımı, işleme ve lojistik gibi birçok aşamada maliyet baskısı oluşturuyor.
Gübre akışı, süt üretimi için kritik
Krizden en fazla etkilenebilecek alanlardan biri gübre piyasası. Küresel gübre ticaretinin önemli bir bölümü Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşiyor. Küresel deniz yoluyla taşınan üre ticaretinin yaklaşık üçte biri Körfez ülkelerinden geliyor. Amonyak ticaretinin yaklaşık %20’si yine bu bölgeden sağlanıyor. Fosfat gübrelerinin önemli bir kısmı da Körfez çıkışlı sevkiyatlara bağlı bulunuyor.
Gübre fiyatlarının yükselmesi, yem bitkilerinin üretim maliyetini artırarak süt üreticileri üzerinde baskı yaratabilir. Çünkü mısır ve silaj gibi yem ürünleri yoğun gübre kullanımına ihtiyaç duyuyor.
İhracat ve lojistik akışında aksama riski
Orta Doğu ülkeleri süt ürünlerinde büyük ölçüde ithalata bağımlı bir bölge olarak biliniyor. Et, süt ürünleri, tahıl ve bitkisel yağlar gibi temel gıdaların önemli bölümü Avrupa ve Okyanusya’dan geliyor.
Özellikle Yeni Zelanda, Körfez ülkelerine süt ürünleri ihracatında kilit bir rol oynuyor. Ülkenin tam yağlı süt tozu ihracatının yaklaşık %13’ü ve tereyağı ihracatının yaklaşık %10’u bu bölgeye gönderiliyor. Bu ticaret akışındaki aksama, kısa vadede tedarik zincirinde sorun yaratabilir.
Süt sektöründe maliyet baskısı artabilir
Uzmanlara göre süt sektörü son yıllarda zaten dalgalı bir emtia piyasasıyla karşı karşıya. Küresel süt üretimi tarihsel ortalamaların üzerinde seyrederken fiyatların, 2026’nın 2. veya 3. çeyreğinde dengelenmesi bekleniyordu.
Ancak enerji, lojistik ve gübre maliyetlerindeki olası artışlar bu dengeyi yeniden bozabilir. Süt şirketleri bu nedenle verimlilik artırıcı önlemlere yönelirken, yüksek katma değerli ürünlere ve özel süt bileşenlerine daha fazla odaklanmayı stratejik bir seçenek olarak değerlendiriyor.
Uzmanlara göre mevcut krizin en büyük etkisi doğrudan üretimde değil, süt sektörünün tedarik zincirinin üst aşamalarında görülebilir. Bu nedenle sektör, enerji piyasaları ve gübre ticaretindeki gelişmeleri yakından takip ediyor.







