Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü 2026 yılının ilk dokuz ayında 8,9 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Ayçiçek yağı, makarna ve buğday unu gibi temel gıda ürünlerinin yanı sıra çikolata, kakaolu ürünler, bisküvi, gofret ve şekerleme çeşitlerini de kapsayan sektörün eylül ayı ihracatı 985 milyon dolar oldu.
Dokuz aylık dönemde geçen yılın aynı dönemine göre ihracatını yüzde 17,9 artıran ayçiçek yağı, 931,9 milyon dolarla en fazla ihraç edilen ürün oldu. Ayçiçek yağını 780,8 milyon dolarla çikolata ve kakao bazlı ürünler, 765 milyon dolarla tatlı bisküvi ve gofretler, 756,6 milyon dolarla makarna izledi.
Ülke bazında sektörün en büyük ihracat pazarı 1,1 milyar dolarla Irak oldu. Irak’ın sektör ihracatındaki payı yüzde 12,6 olarak kaydedilirken, 668,2 milyon dolarlık ihracatla ABD ikinci sırada yer aldı.
“En ucuz olanlar değil, riskleri en iyi yönetebilenler öne çıkıyor”
Dünya gıda ticaretinde tarımsal kriz yönetimi ve teslimat güvencesinin önem kazandığına dikkat çeken TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Nihat Uysallı, küresel tarım ürünleri fiyatlarındaki artışın nedenlerini ve ihracat sektörüne etkilerini değerlendirdi.
Uysallı, küresel tarım ürünleri piyasasındaki gelişmelere ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Yılın üçüncü çeyreğinde küresel tarım ürünleri fiyatlarında yaşanan sıçrama dönemsel bir dalgalanmanın yanında, birbirini tetikleyen yapısal sorunların arttığına da işaret ediyor. Amerika’dan Avrupa’ya, zayıf muson yağmurlarının vurduğu Hindistan’dan Asya’nın içlerine kadar uzanan geniş bir coğrafyada yaşanan kuraklık tarımsal rekolteleri ciddi şekilde etkilerken, dünyanın en büyük tahıl ambarı Karadeniz havzasındaki tıkanma hammadde akışını kilitliyor.
Ana ihraç limanlarında ve deniz yollarında yaşanan fiziki aksamalar nedeniyle sevkiyatların binlerce kilometre uzaktaki alternatif limanlara, özellikle de Baltık bölgesine kaydırılmak zorunda kalması, küresel tahıl akışının geleneksel rotalarını bozmuş durumda. Ürünlerin yeni rotalara yönlendirilmesi; kara ve demiryolu taşıma kapasitelerinin yetersizliği ve katlanarak artan navlun maliyetleriyle birleşince, Karadeniz tahılının fiyat avantajı neredeyse kalmadı. Kâğıt üzerinde uygun fiyatlı görünen ürünlerin limanlardan çıkamaması veya çok yüksek ek maliyetlerle taşınması, uluslararası alıcıların satın alma reflekslerini değiştirdi. Artık alıcılar için öncelik ‘en ucuz fiyattan bağlantı yapmak’ değil; malını zamanında, eksiksiz ve firesiz alabilme garantisi haline geldi.







