Dünya devletleri arasında gıda enflasyonunda ilk sıralardayız, yine milletler içinde doğurganlık oranı sıfıra doğru seyredenlerin başını çekiyoruz.
Biri diğerini besliyor, biri diğerini tetikliyor; hayat pahalandıkça, gıdaya ulaşım zorlaştıkça, barınma bürünme ve beslenme astronomik rakamlara yükselince haliyle, ev kurma, evlenme ve çocuk sahibi olma istek ve arzuları, evlenme cesaretleri de sıfıra doğru gidiyor.
Kısaca ülkemizde ekim ve nesil ciddi tehlikeler altında.
Öteden beri bir tarım ülkesi olmamıza rağmen, yanlış politikalar yüzünden, yıllardan beri atılan yanlış adımlar sebebiyle en temel gıda ürünleri bile artık dar gelirlilerin alamayacakları fiyatlara yükselmiş durumda.
Özellikle büyük şehirlerde artık ev sahibi olma, ev alma ya da ev yapma hayal bile edilememektedir, kira fiyatları ise bildiğiniz gibi bir felaket.
Gıdaya ulaşım bu kadar zorlaşmışsa, barınma ihtiyacı bu denli karşılanamaz bir hal almışsa, bu insanlar ne ile nasıl beslenecekler, nerelerde iskân edilecekler ve bu şartlarda hangi imkanla ve hangi ara çocuk sahibi olacaklar, çocuk büyütecekler de nesillerini devam ettirecekler?
Hem ekim dikim, üretim ve hasat faaliyetleri ciddi tehlike altında hem de topyekûn nesiller tehlike altında.
Meselenin ciddiyetini anlayan en tepedeki yetkililer nasıl oluyorsa ara sıra da olsa bu meseleyi hatırlıyorlar ve ‘felaketin eşindeyiz’ diye ses yükseltiyorlar, fakat o kadar, gerisi gelmiyor.






