Kurye ekonomisi teknolojiyle değil; insan dayanıklılığıyla sınırlı. Bugün yaşanan tıkanma, “daha hızlı teslimat” çağının ekonomik ve sosyal sınırına gelindiğine işaret ediyor. Kontak kapatma eylemleri bir sonuç. Asıl mesele, bu sonuçları doğuran platform mimarisi.

Türkiye’de “10 dakikada teslimat” vaadiyle büyüyen hızlı teslimat kurye ekonomisi, son birkaç yıldır her ocak ayında aynı başlıklarla tartışmaya açılıyor ve artık yapısal bir tıkanma noktasına gelmiş gözüküyor. Yemek Sepeti, Trendyol Go, Getir ve benzeri platformlarda çalışan kuryelerin art arda gelen “kontak kapatma” eylemleri, sorunun sadece geçici bir ücret anlaşmazlığı değil, modelin kendisiyle ilgili olduğunu gösteriyor.
Gerçi bu sadece Türkiye’ye ait bir sorun değil. Benzer tartışmalar, AB’de “platform çalışanları direktifi”, ABD’de eyalet bazlı düzenlemeler, İngiltere’de kurye davaları üzerinden yürütülüyor.
Ülkemizdeki tıkanma beş ana başlık altında okunabilir.
- Gelirler gerçek hayata uymuyor
Doğal olarak, ülkemizdeki ekonomik koşullar altında “kimin geliri, gerçek hayata uyuyor ki” diye soracaksınız ama kuryelerde bir fark şu; gelirleri platform algoritmalarıyla belirleniyor. Ancak bu algoritmaların, akaryakıt, bakım–onarım, sigorta, ekipman ve yaşam maliyeti gibi kalemlerdeki hızlı artışa otomatik uyum sağlamadığı iddia ediliyor.
Bu nedenle, teslimat başına ücretler nominal olarak artsa bile, reel gelir düşüyor. Kurye daha çok çalışıyor, daha fazla risk alıyor; ama ay sonunda eline geçen para gitgide azalıyor. Bu, klasik ücret–emek dengesizliğinden farklı olarak algoritmik bir sıkışma yaratıyor.
- “Bağımsız” ama bağımlı: Statü çelişkisi
Platform kuryeleri çoğunlukla, “Esnaf kurye” ya da “Bağımsız çalışan” olarak tanımlıyor. Bunun anlamı şu; rekabet nedeniyle en uygun fiyatı sunmaya savaşan e-ticaret şirketleri, “ücretsiz kargo” hizmetleri sunuyor. Bu yaklaşım, çok sayıda kurye çalıştırmayı biraraya getirince, sigortasız çalışma ortaya çıktı. Ancak çalışma hayatımızda, sigortasız çalıştırma uygun değil. Dolayısıyla 2021’de Türkiye’de yeni kurallar uygulamaya konuldu. Buna göre, kuryelerin çoğu, şahıs şirketi kurarak, bir nevi “esnaf” haline geliyor. GİG Ekonomisi (serbest çalışan) da denilen bu tür çalışmaya benzer kurallar AB’de 2024 yılında uygulamaya konuldu.
Bu e-Ticareti zorlayan bir durum. AB bile ilk tasarıdan geri adım atmış bir sistem ortaya koydu. Ancak kurye sistemi açısından da sürdürülebilir gibi durmuyor. Çünkü serbest çalışan da denilse, fiili durum bunun tam tersi. Çalışma saatini algoritma belirliyor, sipariş dağıtımını algoritma yapıyor, ceza ve ödül sistemi şeffaf değil, hesap kapatma riski tek taraflı. Yani kurye, işçi gibi yönetiliyor, ama işçi haklarına sahip değil.
- Algoritmik yönetim = Muhatap bulamayan emek
Kurye ekonomisinin en kırılgan noktası, insan–makine ilişkisi. Düşük puan almak daha az teslimata, siparişlerin iptal edilmesi cezaya, trafik, hava, kaza durumu “performans düşüşü”ne, yani kazancı azaltan değerlendirmelere yol açıyor.





