22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor. İşçiler, herhangi bir pazarlığa dayanmayan ve Migros yönetimi tarafından kendilerine dayatılan sefalet ücretlerini reddederek asgari ücretin yalnızca yüzde 1 üzerinde artış öngören yoksullaştırma politikasına karşı “Net yüzde 50 zam” talebiyle harekete geçti.
Direniş, ücretle birlikte işçilerin insanca yaşam için gereken temel haklarını da kapsıyor ancak ortada ciddi bir sorun var: Ocak 2026’da 45 bin TL olan ücret, artan vergi dilimleri yüzünden Aralık’ta 36 bin TL’ye düşüyor. İşçiler, “gelir vergisinin patron tarafından ödenmesini, banka promosyonlarının olması gerektiği gibi doğrudan işçiye verilmesini, işçi sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasını, direniş sürecinde atılan işçilerin kayıtsız şartsız işe iadesini” talep ediyor.
Yönetim bu talepler üzerine taşeron işçilerin kadroya geçirilmesi hamlesi yaptı. Oysaki bu hamle, işçilerin sesini kısıp direnişi bölmek için yapılmış göstermelik bir adımdan ibaret. Diğer yandan yönetim, direnen işçilere “İş akdiniz feshedilmiştir” içerikli SMS’ler göndererek baskı uyguluyor. Başlangıçta e-devlet ve SGK sistemlerinde karşılığı olmayan bu “hayalet fesihler” daha sonra yerini işçileri tazminatsız ve işsizlik ücreti olmadan bırakan hukuksuz “kod 49”a bıraktı.
İŞÇİ YALNIZ KALIYOR
Asıl tehlike ise kadro vaadinin altında yatıyor çünkü ortada imzalanmış bir toplu iş sözleşmesi bulunmuyor; tüm vaatler hukuki bağlayıcılığı olmayan sözlerden ibaret. Yönetim, işçileri 16 No’lu depo iş kolundan çıkarıp 10 No’lu ticaret iş koluna kaydırmayı, böylece emekçi işçiler için direnen DGD-SEN’i sahadan silmeyi hedefliyor. 10-15 yıllık kıdemi olan işçiler “yeni giriş” sayılıyor ve geçmiş emekleri sıfırlanıyor. 2027 zammı için “TÜFE+yüzde 10” sınırıyla ücretler kalıcı olarak asgari ücret seviyesine hapsedilmek isteniyor.





