Esin Sungur
Geçen hafta 2025 yılında nelerden söz etmişiz diyerek geçtiğimiz yılın bir özetini yapmış, yılı ağırlıklı zehirlenmeler, pestisit ve gıda güvenliği ve iklim sorunlarının yediklerimize olumsuz etkilerinden söz ederek geçirdiğimizi yazmıştık. Ama umutlu olmak adına, geçen yılda iyi şeylerin de olduğunu söylemiştik. Gelin 2025 yılının, önümüzdeki seneye daha olumlu bakmamızın temelini oluşturabilecek gelişmelerini de gözden geçirelim…
2025 yılı Türkiye’de tarım ve gıda başlıkları söz konusu olduğunda çoğunlukla krizlerle, gıda zehirlenmeleriyle, iklim baskısıyla ve denetim eksiklikleriyle anıldı demiştik. Ancak bütün bu sorunların arasında bazı olumlu gelişmeler de olmadı değil. Bu alanların başında kamuoyunun ciddi farkındalığı ve tedirginliği üzerine açıklanan yeni ve kapsamı genişletilen denetim mekanizmaları geldi. Tarım ve Orman Bakanlığı yıl boyunca yüz binleri aşan gıda denetimi gerçekleştirdiğini, binlerce uygunsuzluk tespit edildiğini ve ciddi idari yaptırımlar uygulandığını duyurdu. Bu durum gıda alanındaki sorunları ortadan kaldırmaya yetecek mi? Elbette yetmeyecek. Ancak hiç değilse denetim sisteminin kâğıt üzerinde kalmayıp sahada uygulanmaya çalışıldığını düşünebiliriz. Yeterli olmasa da önemli bir adımdı. Gıda işletmelerinin sadece sermayesi olanın ve ruhsat alanın açamadığı, tüm mevcut hijyen vb. kurallara ek olarak yetkin personel bulundurulması zorunlu alanlar olması yönündeki bir standart getirilmesinin de güvenlik yönünde önemli bir aşama olacağı kesin…
Avrupa’dan dönen ürünlere ne oluyor endişesi
2025’te pestisit kullanımı ve kalıntı denetimleri meselesini de çok konuştuk. Avrupa kapısından dönen zehirli ürünler iç piyasaya mı veriliyor diye endişe ettik… Uzun süredir hem halk sağlığı hem ihracat açısından ciddi bir sorun haline gelen bu alanda bakanlık “Türk Gıda Kodeksi Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Yönetmeliği”nde güncelleme yaptıklarını açıkladı. Buna göre taze meyve ve sebzeler, baklagiller, tahıllar, çay ve bitkisel infüzyonlar ile bazı hayvansal ürünleri kapsayan geniş bir ürün grubunda maksimum kalıntı limitleri yeniden düzenlendi. Bazı ürünlerde tolerans sınırlarının düşürüldüğü, bazı pestisitler için ilk kez limit belirlendiği ve kullanımı sonlandırılan etken maddeler listesinin güncellendiği ifade edildi. Ancak bu yalnızca Resmî Gazete’de yayımlanan uzun teknik listeler üzerinden takip edilebildiğinden kamuoyu tam olarak aydınlanmış değil, haliyle de atılan adımların etkisini değerlendirmemiz şimdilik oldukça güç. Yine de mevzuatın Avrupa Birliği standartlarına yaklaşacak şekilde güncellenmiş olması zirai ilaç konusunun doğrudan halk sağlığı konusu olarak ele alınmaya başlandığının bir işareti. Tabii bunların olabilmesinde sivil toplum kuruluşları ve bağımsız raporların bazı ürünlerde çoklu pestisit kalıntılarına ve mevzuata aykırı kullanımlara dikkat çekmesinin büyük rolü vardı. Özellikle Greenpeace raporu, kamuoyunda büyük yankı buldu ve gıda güvenliği konusunda ileri adımların atılmasına katkı sundu.





