Enflasyon dün de vurguladığım gibi daha ortada savaş yokken bile kontrolden çıktı ve zaten baştan beri büyük ölçüde hayal olan hedeflar tümden anlamını yitirdi. Merkez Bankası’nın yüzde 16’lık enflasyon hedefi hiç inandırıcı olmamıştı ama iki aylık gerçekleşmeden sonra bu oran artık tümüyle kağıt üstünde kalan bir sayı kümesine dönüştü.
Vatandaş yıllardır enflasyonu açıklanandan daha yüksek yaşadığını dile getiriyor, TÜİK’in açıkladığı oranlara inanmıyor. Merkez Bankası’nın beklenti anketine verilen yanıtlar da, bu yıl başından itibaren oluşturulmaya başlanan hanehalkı beklenti anketinin ortaya koyduğu oranlar da vatandaşın bir yıl sonrasına dönük enflasyon beklentisinin hâlâ yüzde 50’ye yakın (yüzde 48,81) olduğunu ortaya koyuyor.
Vatandaş aslında TÜFE’nin manşet oranıyla da çok ilgili değil. O oran daha çok maaş belirleme dönemlerinde dikkate alınıyor ve izleniyor. Çünkü artışı tayin edecek oran o.
Diğer zamanlar için manşet orana şöyle bir bakılıp geçiliyor. Geçiliyor, çünkü vatandaşı en çok ilgilendiren kalemler başka.
Üç artı bir!
Sanki bir konut büyüklüğünü tarif eder gibi oldum, farkındayım. Kastettiğim şu: Vatandaş için TÜFE kapsamında üç önemli harcama grubu var. Öncelikle izlenenler bunlar.
İlk sırada en çok harcama yapılan gıda ve alkolsüz içecekler geliyor. Gıda, üç artı birin biri sayılır, evin salonu, harcamanın en büyüğü…
Bu çerçevede de aslında önemli olan gıda. Söz konusu grubun TÜFE’deki ağırlığı yüzde 24,44. Tüm vatandaşlar için yüzde 25’e yakın olan ağırlık, doğaldır ki gelir düzeyi geriledikçe artıyor. Düşük gelirli vatandaş, harcamasında ister istemez gıda ve barınmaya daha fazla pay ayırmak durumunda kalıyor.
Gıda ve alkolsüz içecekler grubunda iki ayda kaydedilen artış yüzde 14’e yakın. Bu çok yüksek bir oran. Harcamasının örneğin yüzde 40’ını, yüzde 50’sini gıdaya ayırmak durumunda olan kesimlere binen yükü düşünün!







