Sofranıza gelen bir ürünün ardında son derece karmaşık ve giderek birbirine bağımlı küresel bir sistem var. Dünyanın herhangi bir yerindeki iklim koşullarının veya savaşların fiyatlar üzerinde böylesine belirleyici olması da bu yüzden. Gelecekte ise sadece ambarı dolu tutmak yetmeyecek. O ambarı dolduran yolu açık tutabilen devletler öne çıkacak.
Son 50 yılda insan yiyeceğin nereden geldiğini düşünmemeye alışmıştı. Ekmek fırındaydı, domates markette, pirinç raftaydı. Küreselleşmenin gündelik hayattaki etkilerinden biri buydu. Dünyanın herhangi bir yerinde yetişen bir ürün, birkaç hafta sonra başka bir kıtada sofraya gelebiliyordu. Market raflarının hep dolu olacağına o kadar alıştık ki bunun doğal olduğunu düşünüyoruz.
Doğal değil. Arkasında karmaşık ve giderek birbirine bağımlı hale gelen bir sistem var. Dünya gıda ve tarım ticareti 2000-2024 arasında beş kat büyüdü. Neoliberalizmin ‘küresel köy’ lafının gerçek olduğu tek yer belki de evin mutfağıydı. Köy büyüdükçe mesafeler kısalmadı sadece, bağımlılıklar da büyüdü. Bir ülkedeki savaş başka bir ülkede ekmek, Pasifik’teki sıcak su Hindistan’da pirinç, Karadeniz’de vurulan bir gemi Afrika’da un meselesi haline geldi. Dünya gıdada birbirine bağlandı ama şokları da ülkeden ülkeye taşıdı.
Son işaret fiyatlardan geliyor. BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün Ağustos 2026 endeksi 133.3 puana çıkarak 2022 sonundan beri en yüksek seviyesine ulaştı. Bir ayda yüzde 2 arttı. Üstelik yükseliş tek bir üründe değildi. Tahıl, bitkisel yağ, şeker, et ve süt ürünlerinin tamamı aynı anda pahalandı. Şeker fiyatları yalnızca ağustosta yüzde 12 yükseldi.
Bolluk zamanında herkes küreselci ama kıtlıkta…
Fiyatın içine aynı anda savaş, iklim ve ticaret girmeye başladı.
Bir de El Nino var. Pasifik Okyanusu’nun Ekvator’a yakın orta ve doğu bölgesindeki sular normalden fazla ısındı ve bu atmosferin dolaşımını değiştiriyor. Dünyanın bazı bölgeleri daha kuru, bazıları daha yağışlı, bazıları daha sıcak hale gelecek. Her El Nino aynı sonucu doğurmuyor ama tarım için önemli olan şu, aynı anda dünyanın birbirinden çok uzak üretim bölgelerini etkileyecek.
Dünya Meteoroloji Örgütü, El Nino’nun Şubat 2027’ye kadar sürme ihtimalinin yüzde 100 olduğunu açıkladı. Geçmiş El Nino dönemlerini inceleyen çalışmalar küresel ortalamada mısır veriminin yaklaşık yüzde 3 düşebildiğini gösteriyor.
Teori şimdiden tarlada görülüyor. Hindistan’da ağustos yağışları uzun dönem ortalamasının yüzde 16 altında kaldı. Eylül için de normalin altında muson bekleniyor. Mısır, soya, pamuk ve bakliyat tam gelişme döneminde. Hindistan’ın tarım arazilerinin yaklaşık yarısının sulama altyapısına sahip olmadığı düşünülürse Pasifik’teki birkaç derecelik sıcaklık değişimi dünya gıda piyasasını hallaç pamuğu gibi atar.







