
Bir sofranın kurulması için ne kadar emek gerektiğini çoğu zaman düşünmüyoruz. Sabah erkenden tarlaya giden, ürününü yetiştiren, hasat eden, işleyen, pazara hazırlayan binlerce insanın emeği var o sofrada. Ve tarımda kadınların görünmez bir emeği var. İklim değişikliği, su kıtlığı, artan maliyetler ve değişen tüketim alışkanlıkları da çiftçiliği yeniden şekillendiriyor, bundan da hepimiz etkileniyoruz. Ve bu yüzden de sık sık yeni nesil çiftçiliği konuşuyoruz. Yeni nesil çiftçilik, bilgi, teknoloji, sürdürülebilir üretim, doğru pazarlama ve birlikte hareket edebilme becerisi gerektiriyor. İşte bu bakış açısıyla yeni bir proje hayata geçiriliyor.
Dört kadın kooperatifine destek
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen, Japonya Hükümeti’nin finanse ettiği “Birlikten Bereket” projesinin başlangıç çalıştayı Ankara’da gerçekleştirildi.
Mart 2027’ye kadar devam edecek proje kapsamında Malatya’da üç, Tekirdağ’da bir olmak üzere kadınların liderliğindeki dört kooperatif desteklenecek.
Hedef yalnızca üretimi artırmak değil. Kadınların daha verimli ve sürdürülebilir yöntemlerle üretim yapabilmesi, ürünlerini daha iyi koşullarda pazarlayabilmesi, gelirlerini artırabilmesi ve kooperatiflerini uzun vadede ayakta tutabilmesi amaçlanıyor.
Bunun için her kooperatifin ihtiyacına göre eğitim ve mentorluk programları hazırlanacak. Üretimde kullanılacak makine ve ekipman desteği sağlanacak. Kadın üreticilerin süpermarketler, büyük alıcılar ve tarım-gıda şirketleriyle buluşması için çalışmalar yapılacak.
Malatya’da don Tekirdağ’da kuraklık
Projenin uygulanacağı iki il, Türkiye’de tarımın karşı karşıya olduğu farklı sorunları da gözler önüne seriyor.
Malatya, 2023 depremlerinin yaralarını sarmaya çalışırken 2025 yılında çok ağır bir zirai don yaşadı. FAO’nun paylaştığı bilgilere göre don, kayısı rekoltesinin yüzde 95’e varan bölümünü yok etti.
Kayısı üretiminin önemli bir geçim kaynağı olduğu bölgede böyle bir kayıp, yalnızca bir yıllık hasadın azalması anlamına gelmiyor. Çiftçinin gelirinden tarım işçisinin kazancına, ürünün işlenmesinden ticaretine kadar geniş bir ekonomik zinciri etkiliyor.
Tekirdağ’da ise kuraklık ve su kıtlığı üreticileri zorluyor. Deprem sonrası nüfus hareketlerinin yarattığı değişimler de bölgedeki geçim kaynakları üzerindeki baskıyı artırıyor.
İki ilde sorunlar farklı olsa da ortak bir gerçek var. İklim krizinin etkileri giderek daha fazla hissediliyor ve küçük üreticilerin bu koşullara tek başına uyum sağlaması kolay değil.






