Üretim potansiyelimiz varken;
Canlı sığır ithalatında, ABD’den sonra liderliğe oynuyoruz…
Üretim potansiyelimiz varken;
Pamuk ithalatında yıllık 3 milyar doları aşabiliyoruz…
Ve birçok üründe aynı sonuca konuşuyoruz…
***
Arz fazlası verdiğimiz ürünler de var…
Örneğin, üretimi görece kolay olan buğday…
İhtiyacın üzerinde üretim yapıyoruz…
Ama…
İlginçtir, un/makarna sanayicimizi de bu arzdan faydalandıramıyoruz; yabancıya pazarlamaya çalışıyoruz…
***
Kısacası, arz talep dengesizliğini her alanda yaşıyoruz…
Bu dengesizliğin tarımdan sanayiye, eğitimden ticarete her alanda zarar verdiğini/ vereceğini de biliyoruz…
Üstelik planlama da yapıyoruz…
Ama…
Anlaşılmaz bir biçimde, planlarımızı, ‘dengesizliği geliştirme yönünde’ kurguluyoruz…
***
Örnek mi?
Ciddi planlamalarla(!) ve yüksek maliyetle kurulan ve “ekonomi bilimi” okutan onlarca iktisat fakültesi…
Getirisi mi?
Yüksek maliyetli, 100 binlerce ‘işsiz ekonomi bilimci!’
Ve…
Vasıflı işgücü eksiği nedeniyle değerlendiremeyip/atıl bıraktığımız yüzlerce üretim alanı/alternatifi…
***
2.6 milyonun üzerinde iktisat/işletme (ekonomi) mezunu olan bir ülkede:
‘Nasıl olmalıydı ekonomi?’(!)…
***
‘İktisat bölümü’ kurmak (okullara para kazandıran bölüm olarak öne çıkan, yani bugünkü söylemiyle ‘iktisat dükkanı açmak’) için, hala başvuruların yapıldığı da biliniyor…
VELHASIL
Eğitim sistemi ve sayesinde kazandığımız ‘kültürel/sosyal yapı’ ve bu sayede edindiğimiz alışkanlıklarımız (yetenek geliştirmeyi/çaba göstermeyi/sorgulamayı öteleyen; kolaycılığı öncelikleyen) sayesinde ‘sorun’ üretiyoruz…







