Siyasette kullanılan ve son zamanlarda popüler olan bu sloganı, farklı bir düzlemde ele alacağım. Burada kooperatifçiliği tanımlarken kullanacağım.
Eskiden Tariş’in dış duvarlarında “Birlikten kuvvet doğar” diye yazardı. Yetmişli yıllarda topladığımız kuru incirleri önce hayvanlarla (at-eşek) sonra traktörlerle Çamlık’taki Tariş’e teslim ederken bu sloganı okur ve ne kadar anlamlı olduğunu düşünürdüm.
Tariş’in duvarlarındaki bu söz ile bu yazının başlığını oluşturan slogan anlam olarak ne kadar da birbirine benziyor. Tarımda gelinen noktada köylü emeği tek başlarına bir anlam ifade edemezken, örgütlülük yani kooperatifçilikle anlam yüklü hale geliyor.
Bu nerede oluyor? Türkiye’de mi? Hayır! AB, İngiltere, İsrail ve ABD gibi gelişmiş ülkelerin tümünde. Türkiye’de kooperatifler yok değil ancak tabiri caizse bir mezarlığa dönüşmüş durumdalar. Kooperatifçiliğin bu hale gelmesinde en büyük pay, geçmişte bazı sağ siyasetçilerin kooperatifçiliği komünist sistemin ürünü bunu savunanların da komünist ideolojiyi takip edenler olarak yaftalamaları etkili oldu. Sorarım size, yukarıdaki hangi ülke komünizmle yönetiliyor?
İkinci gelişmeme nedeni olarak başarısız yönetim kurullarını gösterebiliriz. Tariş örneği, kooperatiflere büyük zararlar vermiştir. Yine inşaat ve başarısız köy tipi küçük modeller de zarar veren etmenler arasında sayılabilir.
Başarılı olanlar da var elbette. Tire Süt, Gödence, Bademli, İğdeli gibi İzmir’deki bazı kooperatifleri bunlara örnek verebiliriz. Bunların başarılarının ardında vizyon sahibi başkan ve yönetim kurulları ile İzmir Büyük Şehir Belediyesinin (İzBB) katkıları da bulunuyor. İzBB yıllarca çiçeğini, zeytinyağını, sütünü kooperatiflerden temin ederek onlara hak ettikleri sermayeyi aktardı ve ayrıca da tarımsal makine ve teçhizat yardımlarında bulundu. Bu da sermaye birikimlerine neden oldu.







