Oxfam’ın yeni analizine göre dünyanın en zengin binde 1’lik kesimi (8 milyon kişi), dünyadaki en yoksul 3,5 milyar insanının toplamından daha fazla karbon kirliliği ne yol açıyor. Türkiye’deki BM iklim zirvesi (COP31) öncesinde yayımlanan rapor, dünyanın en zenginlerinin aşırı emisyonlarıyla iklim krizini nasıl körüklediğini; bunun sonuçlarından kendilerini korurken, yıkımdan nasıl artan biçimde kazanç sağladığını da ortaya koyuyor.
En zengin binde 1’lik kesimden bir kişinin bugün yaşadığımız aşırı sıcaklık vakalarındaki payı en yoksul yüzde 50’lik kesimden bir insana göre yaklaşık 400 kat daha fazla. Bu küçük ama en zengin grup, Sahra Altı Afrika’nın 1,3 milyarlık toplam nüfusunun üç katından daha fazla karbon kirliliği yaratıyor.
Oxfam International Genel Direktörü Amitabh Behar, “İklim krizi çoğu zaman insanlığın ortak bir sorunu olarak tanımlanıyor. Oysa böyle değil. Krizdeki payı en az olanlar evlerini, hasatlarını ve giderek hayatlarını kaybediyor. Bu arada en zenginler servetleri sayesinde yüksek teknolojili sığınaklarına çekiliyor, özel itfaiye ekipleri tutuyor ve özel sigortalar yaptırıyor; böylece kendilerini tehlikeden kurtarabiliyor ve yarattıkları kirliliğin sonuçlarından da kâr ediyorlar. Bu, herkesin ortak kaderi olan bir trajedi değil; aşırı eşitsizliğin yol açtığı bir suç” şeklinde konuştu.
Oxfam, karbon eşitsizliği verilerini en yeni iklim atıf modelleriyle birleştirerek şu bulgulara ulaştı:
- En zengin yüzde 1’lik kesim, 1990’dan bu yana küresel ısınmanın yüzde 20’sinden sorumlu; en zengin kesimden her bir kişinin küresel ısınmadaki payı, dünya nüfusunun en yoksul yarısındaki bir insanın tam 100 katı,
- En zengin yüzde 1’lik kesimin yalnızca bir yıllık emisyonu, aşırı sıcaklardan 1,9 milyon daha fazla insanın ölümüne neden olacak. Bu ölümlerin yüzde 78’i düşük ve alt-orta gelirli ülkelerde gerçekleşecek. Bu ülkelerin küresel emisyonlardaki payı ise yalnızca yüzde 8,
- En zengin yüzde 1’lik kesimin emisyonları 2050’ye kadar yaklaşık 53 trilyon ABD doları değerinde zarara yol açacak.
Sorumlular başka, etkilenenler başka!
En zenginler karbon kirliliğinin büyük çoğunluğundan sorumlu olsa da bu kirlilik sonucunda yaşanan sellerin, yangınların ve kıtlığın yükünü sıradan insanlar taşıyor. En zenginler servetleri sayesinde özel sigorta yaptırıyor, daha güvenli ve serin yerlerde konutlar ediniyor; yani risklerden korunabilecekleri imkanları satın alıyor. Ama diğer herkes için iklim afetleri yıkılan evler, kaybedilen ürünler, tükenen birikimler ve yok olan geçim kaynakları anlamına geliyor. Bu da insanları bir sonraki afet vurduğunda daha korunaksız bırakıyor. Geri kalanları bu kadar kırılgan hale getiren eşitsizliği derinleştiriyor. Bu eşitsizlik nedeniyle 2050’ye kadar yaklaşık 1 milyar insan, yani dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 10’u, iklim krizi nedeniyle yaşadığı yerden ayrılmak zorunda kalabilir. Bu insanların çoğunluğu da Güney Yarımküre’den olacak.






