Sosyal medyada videolarına sıkça rastladığımız bir Türkiye klasiği:
Üretici, tarlada bahçede, ürününün başında feveran ediyor:
Mahsulüm elimde kaldı, maliyetine bile alan yok. Bin bir emek ve zahmetle yetiştirdiğim elmanın kilosuna ancak 4-5 lira veriyorlar.
Bizse, üreticinin bu fiyata satamadığı elmayı pazarda ve market raflarında 50-60 liradan ucuza alamıyoruz.
Türkiye, iklim çeşitliliği, verimli toprakları ve köklü tarımsal üretim geleneği sayesinde hemen hemen bütün temel meyve ve sebzeleri kendi topraklarında yetiştirebilen, hatta pek çoğunu ihraç eden dünyanın önemli tarım ülkelerinden biri…
Buna rağmen, son yıllarda meyve ve sebze fiyatlarında yaşanan astronomik artışlar, artık yalnızca hayat pahalılığının değil, tarımsal üretim ve gıda tedarik sistemimizdeki ciddi yapısal çarpıklıkların da göstergesi haline geldi.
Öyle ki, üreticiden birkaç liraya alınan bir ürünün pazarda veya market rafında sekiz-on katına satıldığına, çiftçinin ürününü maliyetine bile elden çıkaramadığına, buna karşılık tüketicinin aynı ürünü satın almakta zorlandığına ilişkin haberlerle sık sık karşılaşıyoruz.
Daha da düşündürücü olan, bazı ithal meyve ve sebzelerin, zaman zaman Türkiye’de yetiştirilen yerli ürünlerden daha ucuza tüketiciye sunulabilmesi.
Bir tarafta emeğinin karşılığını alamayan üretici, diğer tarafta sağlıklı ve yeterli beslenebilmek için bütçesinden meyve ve sebzeye para yetiremeyen tüketici…
Peki, bu nasıl oluyor?
Üreticinin kazanamadığı, tüketicinin ucuza yiyemediği bu düzende kazanan kim?
Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin Eylül 2026 verileri, sorunun boyutlarını oldukça çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.
Üreticiden kilosu 7 liraya alınan limonun marketlerde yaklaşık 52 liraya satıldığı görülüyor. Yani üreticiden alım fiyatı ile tüketiciye satış fiyatı arasındaki çarpan neredeyse 7,5 katına ulaşıyor.
Bunlar münferit örnekler değil. Değişik dönemlerde üzüm, narenciye, patates ve soğan gibi temel tarım ürünlerinde de benzer fiyat uçurumları yaşanıyor.
Üstelik bazı dönemlerde ürününü satamayıp, hasat ve nakliye masraflarını karşılayamadığı için mahsulünü tarlada veya ağaçta bırakmak zorunda kalan yetiştiricilerin isyanına şahit oluyoruz.
Üreticinin elinde para etmeyen ürün, tüketicinin sofrasına neden bu kadar pahalı ulaşıyor?








