İkinci Dünya Savaşı’nın ardından İtalya’nın küçük Alba kasabasında kakao pahalı, fındık boldu. Pietro Ferrero’nun bu zorunluluktan doğan fikri, bugün 170’ten fazla ülkede ürünleri satılan, 36 fabrikası ve 48 bin çalışanıyla 19,3 milyar euro ciroya ulaşan bir gıda devine dönüştü. Yılda yaklaşık 500 bin ton Nutella üreten Ferrero, büyümenin yolunu Türkiye’nin fındık bahçelerinde de aradı. İşte bir avuç fındıktan doğan küresel çikolata imparatorluğunun hikâyesi.
İtalya’nın kuzeybatısındaki Alba’ya girdiğinizde Ferrero’yu görmek için fabrika kapısına kadar gitmeniz gerekmiyor. Kasabanın havasında kavrulmuş fındık ve çikolata kokusu dolaşıyor. Karlı bir kış gününde Alba’ya girdiğimizde bu nefis kokuyla karşılaştık. Çünkü burası yalnızca Ferrero’nun doğduğu yer değil; fındığın, kakaonun ve şekerin bir araya gelerek dünyanın en tanınmış gıda markalarından birini yarattığı yer.
HER ŞEY KAKAONUN PAHALI, FINDIĞIN BOL OLMASIYLA BAŞLADI
Hikâye 1946’da Alba’daki küçük bir pastanede başladı. İkinci Dünya Savaşı sonrasında çikolata pahalıydı. Buna karşılık Piyemonte’nin Langhe bölgesinde fındık boldu. Pietro Ferrero’nun önündeki mesele aslında çok basitti: Daha az kakao kullanarak fındığı öne çıkaran ve insanların satın alabileceği bir ürün nasıl yapılabilirdi?
Pietro bunun üzerinde çalıştı. Önce Giandujot ortaya çıktı. Ardından bu fikir geliştirildi ve Supercrema doğdu. Bugün geriye dönüp bakıldığında basit görünen o tercih, Ferrero’nun bütün hikâyesinin temelini oluşturdu: Pahalı ve kıt olan hammaddenin bir bölümünü, bölgede bol bulunan başka bir hammaddeyle değiştirmek.
Ferrero’nun kendi tarihçesinde Pietro, sürekli yeni tatlar ve dokular denediği için yakınları tarafından “bilim adamı” diye anılıyor. Kardeşi Giovanni ise işin ticari tarafındaydı. Ürünün Alba’dan çıkıp İtalya’ya yayılması için satış ve dağıtım ağını kurdu. Böylece daha o yıllarda Ferrero’nun yalnızca ürün geliştirmeye değil, o ürünü müşteriye ulaştırmaya da kafa yorduğu görülüyor.
DÖRT GÜN DÖRT GECE FABRİKAYI KURTARMAK İÇİN ÇALIŞTILAR
Ferrero’nun ilk yıllarında her şey bugünkü küresel şirket düzeninden çok uzaktı. 4 Eylül 1948’de Alba’yı vuran sel, fabrikayı çevresinden kopardı ve üretim tesisini ciddi biçimde tehdit etti. Çalışanlar fabrikayı terk etmedi. Pietro ve Giovanni Ferrero ile birlikte dört gün dört gece çalıştılar. Fabrika ay sonunda yeniden üretime geçti.
Bundan yalnızca birkaç ay sonra, 2 Mart 1949’da Pietro Ferrero 51 yaşında hayatını kaybetti. Bir ailenin şirket kurma hikâyesi, daha ilk yıllarında ağır bir darbeyle karşı karşıya kalmıştı. Şirketin yönetimi kardeşi Giovanni’nin, Pietro’nun eşi Piera’nın ve oğlu Michele’in omuzlarına kaldı.
Sonra büyüme başladı. 1950’lerde Ferrero’nun ürünleri Alba’nın dışına taşınırken dağıtım için yüzlerce araç kullanılmaya başlandı. Şirketin tarihçesinde 200 araçlık bir filodan ve daha sonra sayının 1.000’in üzerine çıkmasından söz ediliyor. Bu ayrıntı önemli. Çünkü Ferrero’nun büyümesi yalnızca iyi bir tarif bulmasının sonucu değildi; ürünü fabrikadan çıkarıp İtalya’nın dört bir yanındaki dükkânlara ulaştıracak bir ticari sistem de kuruluyordu.
Michele Ferrero’nun da bu dönemde ürün geliştirme konusundaki merakı dikkat çekiyordu. Aile tarihçesinde anlatılan hikâyelerden biri, Michele’in yeni bir ürünü amcasının onayını beklemeden bazı dükkân sahiplerine denetmesiyle ilgili. Ürün ilgi görünce ertesi gün sipariş telefonları gelmeye başladı. Ferrero’nun sonraki yıllarda yapacağı şeyin küçük bir örneğiydi bu: Bir ürünü yalnızca üretmek değil, tüketicinin tepkisini ölçmek ve işe yarayan fikri hızla büyütmek.







