PAYLAŞ

Şevket Özügergin

 

Yeni Ekonomik Program ile ilgili tartışmalar ve değerlendirmeler daha uzun süre devam edeceğe benzemektedir. Bununla beraber, bazı yorumcular Programı ortaya koyduğu hedefler açısından olumlu bulmakta, bazıları yetersiz olduğunu iddia etmekte ve bir başka grup ta uygulamayı beklemenin daha doğru olduğunu öne sürmektedir.

Finansal istikrarın sağlanması ve devamlılığı yönünde alınan ve alınacağı açıklanan tedbirler, parasal politikalar yanında mali disipline öncelik verileceğine ilişkin hedefler, cari açığın azaltılmasına ve dolayısıyla dış kaynağa olan ihtiyacın gerilemesine yol açacak önlemler, katma değeri yüksek yerli üretim tercihi gibi hedefler ile bazı projelerin ertelenmesi olumlu bulunmaktadır.

Proğramı yeterli bulmayanların söylemlerini ise şu şekilde özetlemek mümkündür.

Bütçe zaten açık vermektedir. Ülkenin tasarruf hacmi düşüktür. Kurların aşırı ölçüde yükselmesi sonucu hane halkının alım gücü ve işletmelerin sermaye yapısı zayıflamıştır. Bu itibarla 60 milyar liralık tasarruf yapılması zordur. Veya verilen hizmetin kalitesi düşecektir. Önümüzde yerel seçimlerin bulunması kamu tasarrufunu zora sokabilecektir.

Bankaların sağlıklı yapısının korunması son derecede önemlidir. Bankalara destek sağlanması, mali yapılarının incelenmesi sonucunda ortaya çıkacak verilere bağlı olacaktır. Bu doğru bir yaklaşımdır. Ancak bu incelemenin ne zaman ve nasıl yapılacağı belli değildir. Sorunlu krediler vardır. Özel bankaların çoğu yabancı ortaklıdır. Bu bankaların ek sermaye koyup, koymayacakları belli değildir. Kamu-Özel banka ayırımı söz konusumu dur? Olası kamu desteğinin kaynağı ne olacaktır?   gibi sorular cevap bulmayı zorlaştırıcı niteliktedir.

Döviz borçlusu şirketlerin, kur farkından doğan zararları konusu nasıl çözülecektir? sorusu da ortadadır. Cari açığın finansmanı dışında bir yıl içinde ödenmesi gereken borç miktarı 180 milyar dolar civarındadır.

Özellikle Program’ın açıklanmasından sonra yabancı yatırımcılarla en üst seviyede toplantılar yapılması ve ülkemizdeki imkanların tanıtılması faydalıdır. Ancak yatırımcılar sadece ekonomik koşullarla ilgilenmemekte, hukuk devleti, demokrasi, özgürlükler gibi konularda ortak değerlerinin paylaşılmasını istemektedirler. Bu konularda öncelikle AB ile  ilişkilerin entegrasyon amaçlı olarak  sıklaştırılması gereklidir. Gümrük Birliği Anlaşması’nın revizyonu ekonomik gelişmemiz açısından önemlidir. Ekonomik büyümesi dış kaynaklara bağlı olan ülkemizin, özellikle uluslararası piyasalarda parasal genişlemenin sona ermekte olduğu böyle bir dönemde, uluslararası ilişkilerinde çok dikkatli davranması gereklidir.

Merkez Bankası’nın beklenmedik ölçüde faiz arttırımı ve ardından YEP açıklaması, kurlardaki oynaklığı bir ölçüde dengelese de, henüz beklentileri karşılayacak ölçüde olumlu sonuçlar vermemiştir.

Başlangıçta söylediğimiz gibi, umutlu olmak ancak Program’ın uygulamasını ve ilk sonuçlarının alınmasını beklemek, bugünkü koşullarda daha uygun olacaktır.