PAYLAŞ

Mustafa Kaymakçı

 

Tarım ve Gıda Egemenliği İçin Çıkış Yolu-7

mustafa.kaymakci68@gmail.com

“Tarım ve Gıda Egemenliği İçin Çıkış Yolu” adlı yazılarımda sırasıyla  “Tarımda  Aile İşgücü Temelinde Köylü İşletmeleri Desteklenmeli”, “Tarımda Kooperatifleşme Sağlanmalı”,“Tarımsal Kitler Yeniden Açılmalı”,“Toprak Reformu Yapılmalı”,“Tarımsal ARGE ve Eğitim Yeniden Düzenlenmeli”,“Gıda Egemenliğinin Korunması İçin Uluslararası Finansal Örgütlere Karşı Tavır Geliştirmeli” gibi  önermelerde bulunmuştum.

Bu yazımda da “ Dış Ticarette Gümrük Fonları Tarımsal İç Pazarı Koruyacak Şeklinde Düzenlenmeli”önermesini yapacağım.

Tarımsal Üretimde Neden İç Pazarı Koruyamadık?

Bu durumun nedenlerinden birisi de,örneğin “Sanayi ve Tarım Kitleri Karadeliktir” gibi neo-liberal  aldatmacalardan  biri olan    “Tarım Ürünlerinde Dünya Borsa Fiyatları Aldatmacası”idi.

Medyada, Türkiye tarım ürünleri fiyatlarının, dünya borsa fiyatları üzerinde olduğu söylendi. Rekabet edebilmek için dünya tarım ürünleri fiyatları göstergesi olarak ABD ve AB’deki  Tarımsal Ürün Borsaları Fiyatları’nın temel alınması gerektiği ileri sürüldü.

Sonuçta iç piyasayı terbiye etmek amacıyla ithalat kapıları sonuna kadar açıldı, bu süreç devam ediyor.

Burada üç  konu göz önüne alınmadı, daha doğrusu saklandı.

Neo-Liberallerin Sakladığı Gerçekler Neler İdi?

Birincisi,tarımsal üretim maliyetleri idi.

Türkiye’de girdi fiyatları (tohum,damızlık,gübre,ilaç gibi), dışa büyük ölçüde bağımlılığı ve tarımsal alt yapı sorunları gibi nedenlerle üretim maliyetleri ABD ve AB ile karşılaştırıldığında  çok yüksek idi.

Bu durum karşılaştırmalarda hiç dikkate alınmadı.

İkincisi;kimi zamanlarda ise ABD ve AB’de çiftçi eline geçen fiyatlar ile borsa fiyatlarının aynı olmadığı idi.

Genel olarak Amerikalı ve Avrupalı çiftçinin eline geçen fiyatların borsa fiyatının üstünde olduğu ve aradaki farkın  devletçe karşılandığı saklandı.

Üçüncüsü ise zengin ülkelerin, dünya tarım pazarlarını ele geçirmek, aynı zamanda siyasal egemenlik için ucuza mal sunmaları konusu idi.

Durum böyle iken Şikago, Londra ve Zürih gibi borsalarda oluşan fiyatları,Dünya Fiyatı olarak kabul etmek ve Türkiye’deki ödemeleri buna göre ayarlamak, bir aymazlık ya da teslimiyet değil miydi?

Ne yapmalı?

Burada dikkat edilmesi gereken nokta; iç piyasadaki tarım ürünleri fiyatlarının, dünya borsa fiyatları arasındaki bağı koparmak zorunluğudur.

Çünkü dünya borsa fiyatları, daha önce de belirtildiği üzere genellikle, üçüncü dünya pazarlarını ele geçirmek için müdahale edilerek düşürülmüş fiyatlardır.

Anılan fiyatlarla, bir yandan merkez ülkeler için sorun olan stokları eritilmekte, bir yandan da üçüncü ülkelerinin tarımları çökertilerek sürekli sosyal, siyasal ve ekonomi bağımlılık yaratılmaktadır.

Türkiye’ye ithal edilecek işlenmemiş ya da işlenmiş tarım ürünlerine konacak gümrük fonlarının iç pazarı koruyacak şeklinde düzenlenmesi gerekmektedir.