PAYLAŞ

Gıda Toplululukları sitesinde Mayıs ayında yayınlanmaya başlanan ve her hafta farklı bir yazarın konuya dair makalesinin yer aldığı [Gıda Güvenliği ve Bağımsızlığı] yazı dizisine Yeşil Gazete Haftasonu ve Kitap eki‘nde ilk yazıdan başlayarak yer veriyoruz.

Yazılara bugday.org/ adresi üzerinden de ulaşabilirsiniz

6 – Pestisitler: Sorunlar, maliyetler ve mücadele önerisi

Pestisitler tarımsal üretimde kullanılan toksik etkili kimyasal maddeler. 1950’li yıllardan bu yana yoğun olarak kullanılıyorlar. İşlevlerine [böcek öldürücü (insektisit), ot öldürücü (herbisit) vs] veya kimyasal yapılarına (organoklorlu, organofosfatlı, karbamatlı vs) göre çeşitli sınıflara ayrılan bu kimyasal maddelerin sayısı yaklaşık olarak 1000 civarında. Pestisitler, insan ve doğal hayat için zararlı etkileri nedeniyle gıda ve çevre güvenliği ile ilgili çalışmaların en önemli gündem maddelerinden birini oluşturuyor.

Yol açtığı sorunlar

Pestisitler hem gıdalarda ve hem de gıdanın üretildiği doğal ortamda kalıntı bırakmakta. Bir tarımsal alana uygulanan pestisitin sadece yüzde 2’si o alanda kalıyor; geriye kalan yüzde 98’lik kısım hava, toprak ve su gibi ortamlara dağılıyor. Çoğu pestisit suda kolayca çözünme özelliğine sahip. Bu durum suların kirlenmesine ve sucul ortamda yaşayan canlıların zarar görmesine neden oluyor. Özellikle hormonal sistem üzerinde bozucu etkiye sahip pestisitlerin suları kirletmesi Dünya Sağlık Örgütü tarafından en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olarak niteleniyor.

Güvenli mi?

Pestisit kullanımının zararsız olduğu, geliştirilen her pestisitin piyasaya sürülmeden önce güvenlik testlerinden geçtiği iddia edilse de, gerçek durum bu iddianın doğru olmadığını gösteriyor.

Geçmişe baktığımızda, tarımsal üretimde yıllarca kullanılan pek çok pestisitin zaman içinde yasaklandığını görüyoruz. Bu bile kimyasal maddelere kullanım izni verilmeden önce yapılan güvenlik testlerinin ne kadar kusurlu veya yetersiz olduğunu gösteriyor. Bir kimyasal maddenin sağlığa zararlı etkileri olduğuna yönelik şüphelerin ortaya çıkması ile kullanılmasını engelleme veya yasaklama arasındaki zaman dilimi genellikle aşırı uzun. Örneğin 1958 yılında piyasaya sürülen ot öldürücü bir kimyasal madde olan Atrazin 2004 yılında Avrupa Birliği üyesi ülkelerde yasaklanıncaya kadar (ülkemizde 2011 yılında yasaklandı) güvenilir olduğu iddiası ile kullanılmıştı. Atrazin toksik etkisini çok uzun süreler boyunca koruyor; örneğin sularda sağlığa zararlı etkisini yitirmeden yıllarca kalabiliyor.

Atrazinin bu zararlı etkisi yasaklandığı tarihten 20-25 yıl öncesinde çeşitli akademik çalışmalarda dile getirilmişti. Yapılması gereken şey şüpheci davranıp atrazin kullanımını derhal yasaklamak olmalıydı. Ama ne yazık ki, gıda güvenliği konusunda faaliyet gösteren ulusal-uluslararası kurumlar, bu yazının çerçevesini aşan pek çok nedenden ötürü yeterli kanıtlar sağlanana kadar eyleme geçmiyor.

Atrazin sistemin nasıl işlediğini gösteren örneklerden sadece biri.

Daha kapsamlı bir örnek vermek gerekirse, Amerika’da gıda güvenliği ve çevre sağlığı ile ilgili konularda faaliyet gösteren Çevre Koruma Ajansı (EPA), 1972 yılında tarımsal üretimde kullanılan ve sağlığa zararlı olduğundan şüphelenilen 600 adet pestisiti gözden geçirme kararı aldı. EPA, 1987 yılına kadar geçen 15 yıl içinde, bu 600 adet kimyasaldan sadece 30 tanesini inceleyebildi ve bunlardan sadece 5’ini yasakladı. Ama 1972 ile 1987 yılları arasındaki sürede bu kimyasalların kullanımı devam etti. Gözden geçirme çalışmaları henüz bitmeyen diğerlerinin kullanımı ise sadece Amerika’da değil pek çok ülkede hâlâ devam ediyor.