PAYLAŞ

Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü, Türkiye’deki tüm üzüm çeşitlerinin 1400’ün üzerinde genden oluşan bir banka oluşturdu. Tekirdağ’ın bu konuda Türkiye’de ilk ve tek olduğunu ifade eden Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü Dr. Cengiz Özer, “Milli koleksiyon bağı alanındaki 1400’den fazla üzüm çeşidi ile ülkenin gen merkezi konumundayız. Bu yönüyle de kurumumuz Türkiye’de ilk ve tektir” dedi.

Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü yaptığı ıslah ve laboratuar çalışmalarından sonra binin üzerinde çeşitleri bulunan üzümlerin tescillenme işlemlerini hızla sürdürüyor. 1965 yılından beri devam eden Türkiye Asma Genetik Kaynakları projesi çerçevesinde Türkiye’nin farklı yörelerinden elde edilen çeşitlerden Karamenüş ve Yayla cinsi üzümler, Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından tescil ettirilerek milli çeşit listesine kaydettirildi.

Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Türkiye’de yetişen ancak daha sonra ortadan kaybolmaya yüz tutmuş üzüm çeşitlerini bularak, enstitüde ıslah çalışmalarını yapıyor. Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Cengiz Özer, 1400’den fazla üzüm çeşidinin Tekirdağ’da gen bankası oluşturarak kayıt altına alındığını ifade ederek, bu anlamda Türkiye’nin ilk ve tek kurumu olduklarını söyledi.

En son Malatya ve Bolu yöresine ait yüksek kaliteli şaraplık çeşidi olan, Karamenüş ve Yayla cinsi üzümlerin tescil işlemlerinin yapıldığını belirten Özer, “Türkiye Asma Genetik Kaynakları Projesi çerçevesinde Karamenüş ve Yayla cinsi üzümlerin tescillenerek kurumuzda yerini aldı. Yaklaşık ülkemize ait milli koleksiyonlardan oluşan 1434 çeşit sofralık veya şaraplık üzüm çeşidi kurumumuza ait sahada korunuyor.Bulunduğumuz bu coğrafyada yaklaşım 6 bin yıldır bağcılık yapılıyor. Dolayısıyla çok büyük bir genetik zenginliğe sahibiz. Bu zenginlik içerisinde dopal olarak  doğal seleksiyon yoluyla bugüne kadar hastalıklara dayanıklı, soğuk ve sıcağa dayanabilen kaliteli üzüm çeşitleri günümüze kadar gelebilmiş. Buradaki üzüm bağının adı ‘milli koleksiyon’ bağı. Bu adla ülkemizde yürütülen proje en uzun soluklu çalışmalardan bir tanesidir. Yani 1965 yıllarında başlatılan bir projedir. Ülkemizde bulunan asma genetik kaynakları bu proje vasıtasıyla çeşitli bölgelerden toplanmakta ve muhafaza altına alınmaktadır. Milli koleksiyon bağımızda yaklaşık 1434 çeşit yerli üzüm çeşidi bulunuyor. Biz bu çeşitleri toplayıp burada sadece muhafaza etmekle kalmıyoruz. Çeşitli amaçlarla kullanıyoruz, ıslah çalışmalarında, gençleştirme çalışmalarında kullanıyoruz. Kurumumuzdaki laboratuar da bu ürünler biyotik, A biyotik stres ve dayanıklılık çalışmalarında kaynak olarak kullanılıyor” şeklinde konuştu.

KAYBOLMAYA YÜZ TUTMUŞ ÇEŞİTLER ÇIKARILIYOR

Gen havuzu içerisinden sektörün taleplerine yönelik ürünler çıkarmaya çalıştıklarını kaydeden Özer şunları söyledi:

“Bunlardan bazıları üzüm suyuna uygun çeşitler, sofralık amaçla kullanılacak çeşitler ve şaraplık, şiralık kullanılacak çeşitler. Bu gen havuzu içerisinde çıkarılıyor. İşte şimdide çok eskiden gelen ve kaybolmaya yüz tutmuş çeşitler var. Bunların kendilerine has değerleri var. Bu ürünleri gün yüzüne çıkarmak için bir çalışma başlattık. Yapılan bu çalışmalarda yaklaşık 250 değişik ürün belirledik. Bunların içerisinden de çok yüksek kalitede olan iki tanesini tescile sunduk. Birisi Karamenüş, diğeri ise 714 kodu ile kurumumuza gelip daha sonra Yayla ismiyle tescil ettirdiğimiz ürünlerdir. Bu iki ürün şaraplık özellikleri oldukça yüksek ürünlerdir. Bu çeşitleri tecil ettirerek artık resmen hüviyet kazandırmış olduk.”

Özer bağlarda yerli çeşitlerin yanı sıra, Fransız, İtalyan ve Almanya’da yetişen şaraplık üzüm çeşitlerinin de bulunduğunu sözlerine ekledi.

(DHA)