PAYLAŞ

Sütün, içerdiği yüksek protein ile vücut dokularının gelişmesine yardımcı olup, odaklanma yeteneğini ve hafızayı güçlendirdiğini söyleyen Diyetisyen Yekbu Köseoğlu, “ Her şeyin fazlasının zararı olduğu gibi süt tüketiminin fazlası da zararlıdır” dedi.

Sütün başta gelişmekte olan çocuklar olmak üzere, hamileler, emzikliler, yetişkinler ve yaşlılar için elzem bir besin kaynağı olduğunu söyleyen Diyetisyen Yekbu Köseoğlu, “İçerisindeki kalsiyum miktarı ile çocuklarda kemik ve diş gelişimini desteklerken, yaşlıları da osteoporoz riskinden korur. Aynı zamanda az yağlı olarak tüketildiğinde içerisindeki kalsiyumun bir diğer faydası da yüksek tansiyon ve kalp-damar hastalık riskini düşürmesidir. Bir diğer özelliği ise içerdiği yüksek protein ile vücut dokularının gelişmesine yardımcı olup, odaklanma yeteneğini ve hafızayı güçlendirir. Süt, aynı zamanda çok iyi bir antioksidan kaynağıdır; sütte bulunan A vitamini ve çinko, cilt sağlığımızı ve cilt nem dengesini korumada etkilidir. İçerisinde bulunan kaliteli proteinler ve linoik asit ile birlikte kilo kontrolü ve göbek-bel bölgesindeki yağlanmanın azalmasında etkili olması da mümkündür” dedi. Süt içerisinde bulunan sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, klor, fosfor, B1, B2, B3, A ve C vitamini içerikleri ile çok kaliteli bir protein kaynağı ve çocukların beslenmesinde bulunması gereken elzem yapıtaşlarından biri olduğunu kaydeden Köseoğlu, “Çocuklarda süt tüketim porsiyon miktarı, yaş aralıklarına göre değişmekte olup kilosuna, cinsiyetine, percentil eğrisine (büyüme eğrisi) ve ihtiyacına göre belirlenmelidir. Çocuklarda tüketimi tam yağlı veya yarım yağlı olarak tercih edilmelidir” şeklinde konuştu.

Sütü tüketmek kadar sütü alırken de dikkatli olmamızın hem sağlığımız için hem de sütün beslenme değerini koruyup tüketmemiz için çok önemli olduğunu belirten Köseoğlu, süt alırken ilk olarak dikkat etmemiz gereken şeyin etiket okumak olduğunu belirtti. Köseoğlu, “Etiket okuyarak bize en uygun olan sütü (yarım yağlı, tam yağlı, laktozsuz süt, badem sütü, soya sütü veya inek sütü gibi) seçmemiz mümkündür. Aynı zamanda etiketler sayesinde son kullanma tarihine dikkat ederek sağlığımızı tehdit edecek son tarihi geçmiş sütlerden kendimizi ve ailemizi korumamız mümkün. Bir diğer önemli husus ise açık sütler. Isıl işlem görmemiş çiğ sütler zararlı mikroorganizmaları içerir. Bu nedenle, çiğ süt ısıl işlem görmeden hic¸bir koşulda tüketilmemelidir. Pastörize edilmis¸ (günlük süt) veya UHT (uzun ömürlü süt) sütlerin tercih edilmesi; sokak sütlerinin satın alınmaması bizim ve ailemizin sağlığı için önemlidir. Özellikle çocuk, gebe, yaşlı ve hasta bireyler besin zehirlenmelerine hassas olduklarından, bu gruplarda çiğ süt veya çiğ sütten yapılmıs¸ ürünlerin tüketimlerinden kesinlikle kaçınılmalıdır. Aynı zamanda süte evde uygulanan ısıl işlem tüm mikroorganizmaları yok etmeyeceği ve besin öğeleri kayıplarında artışa neden olabileceği unutulmamalıdır” ifadelerini kullandı. “Her şeyin fazlasının zararı olduğu gibi süt tüketiminin fazlası da zararlıdır” diyen Köseoğlu, “Tam yağlı sütlerin çok fazla tüketime bağlı olarak içerisinde bulunan kolesterol ve yağ, istenmeyen kilolara sebep olabilir. Bebeklerde ve çocukluk çağında tüketilen fazla inek sütü ise inek sütünde demir miktarının az olmasına bağlı olarak demir eksikliği anemisi görülebilir. Yetişkinlerde ise genellikle fazla tüketime bağlı laktozu sindiremeyip şişkinlik, gaz ve sindirim problemlerinden oluşan laktoz intoleransı görülebilir. Süt fazlasında vücutta kalsiyum fazlalığı oluşarak böbreklerde taş oluşumuna da neden olabilir. Son olarak da prostat kanseri olan bireylerde süt tüketiminin sınırlandırılması gerektiği birçok çalışmada belirtilmiştir” diye konuştu.

www.dunyagida.com.tr